Ev Üretimi

Evde Doğal Sirke Yapımı Elma ve Üzüm ile Fermentasyon

Evde Doğal Sirke Yapımı Elma ve Üzüm ile Fermentasyon

Evde Doğal Sirke Yapımı Elma ve Üzüm ile Fermentasyon

Ah o eski günler… Hatırlıyorum da, eşimle ilk tanıştığımızda ne kadar hevesliydik. Her şeyin en doğalını, en sağlıklısını yapmaya çalışırdık. Pazardan aldığımız elmaların kabuklarını soyar, çekirdeklerini ayıklar, sonra da o kabukları öylece çöpe atardık. Geri dönüştürme falan hak getire!

Sonra bir gün televizyonda bir belgesel izledik. Tamamen tesadüf eseri denk geldim aslında. Mutfak telaşında bir yandan yemeği karıştırıyor, bir yandan da gözüm ekranda geziniyordu. Sirke yapımını gösteriyorlardı. Hem de elma kabuklarından!

O an kafamda bir ampul yandı resmen. “Ben neden bunu hiç düşünmedim ki?” dedim kendi kendime. O zamana kadar sirke demek marketten alınan, üzerinde “elma sirkesi” yazan o şişe demekti benim için. İçeriğini çok da umursamazdım hani.

Ama şimdi, iki çocukla ve artan hayat pahalılığıyla beraber, her şeyin kıymetini daha iyi anlar oldum. Hem cüzdanıma dost hem de sağlığımıza faydalı bir şeyler üretmek, o küçücük mutfağımda bile olsa, bana kendimi iyi hissettiriyor.

İşte bu yüzden bugün size hem cebinize hem de sağlığınıza iyi gelecek, evde kolayca yapabileceğiniz doğal sirke tarifini anlatacağım. Sadece elma ve üzümle değil, elinizde ne varsa onunla nasıl başlayabileceğinizi de göreceğiz. Hazır mısınız? ❤️

Neden Bu Önemli?

Bilirsiniz, çocukların alerjileri, hassasiyetleri derken evde kullandığımız her şeye dikkat eder olduk. Markette satılan sirkelerin içindeki katkı maddeleri, koruyucular... İnanın içimi hiç rahatlatmıyor. Bir de etiket okuma derdi var. O küçücük yazıları okumaya çalışmak da cabası.

Geçenlerde bir arkadaşım anlattı, oğlu sürekli öksürüyormuş. Doktor doktor gezdikten sonra, beslenmesine dikkat etmeye başlamışlar. O zaman fark etmişler ki, marketten aldıkları bazı ürünlerin içindeki kimyasallar çocukta tetikleyici oluyormuş.

İşte tam da bu noktada devreye ev yapımı doğal sirke giriyor. Sirkeyi kendiniz yaptığınızda, neyin içine girdiğini tam olarak bilirsiniz. Elmanın mı, üzümün mü kabuğu, hangi su, ne kadar şeker… Her şey sizin kontrolünüzde. İçiniz rahat eder.

Hem sadece sağlık mı? Hayır! Ekonomik tarafı da var bu işin. Düşünün, elmaların kabuklarını ve çürümeye yüz tutmuş üzümleri çöpe atmak yerine, onları paha biçilmez bir hazineye dönüştürüyorsunuz. Ayda 200 TL temizlik malzemesi, 50 TL hazır sirke parası derken, cebimizde kalan üç kuruşu da böyle böyle koruyoruz işte.

Ben ilk sirke denememi yaparken biraz korkmuştum aslında. "Ya küflenirse? Ya başarısız olursam?" diye içim içimi yiyordu. Ama ilk denememde bile öyle güzel bir sonuç aldım ki, o günden beri marketten sirke almıyorum. Artık mutfağımızın vazgeçilmezi oldu.

Peki bu işin temeli neye dayanıyor? Nasıl oluyor da meyveler bir anda sirkeye dönüşüyor? Gelin, en basit haliyle bir bakalım.

Fermentasyonun Büyülü Dünyası: Temel Bilgiler

Bazen böyle kulağa çok bilimsel gelen şeyler bizi korkutur, değil mi? "Fermentasyon" kelimesi bile bana başta çok havalı gelmişti. Sanki kimyager falan olmam gerekiyormuş gibi. Oysa evde turşu kurarken, yoğurt yaparken de farkında olmadan fermentasyon yapıyoruz.

Fermentasyon, aslında mikroorganizmaların (yani gözle göremediğimiz minik canlıların) besinleri parçalayarak yeni maddeler oluşturması süreci demek. Sirke yapımında da bu böyle. Şekerli suyu, o minik canlılar yiyor, içiyor ve bize sirke olarak geri veriyor.

Bu süreçte iki temel adım var aslında. İlkinde, mayalar meyvedeki şekeri alkole dönüştürüyor. Evet, doğru duydunuz, alkole! Ama korkmayın, bu süreç orada bitmiyor. Sirkeniz alkollü kalmayacak.

İkinci adımda ise sirke bakterileri devreye giriyor. Onlar da oluşan bu alkolü asetik aside dönüştürüyor. Asetik asit, sirkeye o bildiğimiz keskin tadını ve kokusunu veren madde. İşte bu asetik asit sayesinde sirke oluyor.

Bu minik canlıların çalışabilmesi için de doğru ortamı sağlamak gerekiyor. Tıpkı bizim gibi onların da yiyeceğe, suya ve belirli bir sıcaklığa ihtiyacı var. Biraz da sabır tabii. Sirke işinde sabır en önemli malzeme.

Sirke Anası Nedir ve Neden Önemlidir?

Sirke yapımına başlamadan önce en çok merak edilen konulardan biri de "sirke anası". Hani bazen marketten aldığınız doğal sirkelerin dibinde böyle jelimsi, kaygan bir şey görürsünüz ya? İşte o sirke anası.

Sirke anası, aslında bir bakteri ve maya topluluğu. Sirkenin oluşum sürecinde kendiliğinden oluşuyor. Suyun üzerinde ince bir zar gibi başlar, sonra kalınlaşır, hatta kat kat olabilir.

Bir ananın oluşması demek, sirke yapım sürecinin doğru ilerlediğinin en büyük göstergesi. Tıpkı bebeğin anne karnında gelişmesi gibi, sirke anası da sirkenin kalbi gibi diyebiliriz. O varsa, sirke de var.

Peki, her sirke yapımında sirke anası oluşur mu? Çoğunlukla evet. Ama bazen oluşmayabilir de. Bu durumda ne yapabiliriz? Merak etmeyin, çözüm çok basit. Ya da halihazırda elinizde bir parça ana varsa, işiniz daha da kolaylaşır.

  • Kendi kendine oluşur: Doğru koşullar sağlandığında, sirke anası kendi başına gelişir. Sabır en önemli şey.
  • Hızlandırıcı görevi görür: Eğer elinizde sağlıklı bir sirke anası varsa, yeni sirke yapımına eklediğinizde süreci hızlandırır ve başarı oranını artırır.
  • Sirkenin kalitesini belirler: Sağlıklı bir ana, daha kaliteli ve lezzetli bir sirke elde etmenizi sağlar. Sirkeniz daha keskin ve aromatik olur.

Evde Doğal Sirke Nasıl Yapılır? Adım Adım Rehber

Geldik işin en can alıcı kısmına. Hani hep derler ya, "denemekten ne çıkar?" Gerçekten de öyle. İlk denememde biraz çekingen olsam da, sonraki her denemem bana yeni şeyler öğretti. Siz de öyle yapın, çekinmeyin. Evde ne kadar kolay olduğunu görünce şaşıracaksınız.

Burada hem elma hem de üzüm için genel bir tarif vereceğim. Temel adımlar aynı, sadece meyve seçiminde ve belki biraz oranlarda farklılıklar olabilir. Zaten işin esası, meyvedeki şekeri ve ortamı doğru ayarlamak.

Adım 1: Malzemeleri Hazırlayın

Bu kısım bence en zevkli kısım. Mutfakta ne varsa, neyi değerlendirmek istiyorsanız toplayın. Çürümeye yüz tutmuş elmalar mı var sepetinizde? Pazardan aldığınız ama yemeye vaktinizin olmadığı üzümler mi duruyor köşede? Tamamdır.

Gerekli malzemeler listesi:

  • Meyve: Elma ya da üzüm. Çürük kısımlarını temizleyin, ama kabukları ve çekirdekleri kalsın. Organik olursa çok daha iyi. Yaklaşık 1 kg kadar meyve ideal.
  • Su: İçme suyu kullanın. Çeşme suyu klorlu olabileceği için fermentasyonu olumsuz etkileyebilir. Yaklaşık 3-4 litre kadar su.
  • Şeker: Fermantasyonu başlatmak için şart. Bal da kullanabilirsiniz. 1 litre suya 1 yemek kaşığı şeker (veya bal) düşecek şekilde ayarlayın. Yani yaklaşık 3-4 yemek kaşığı şeker.
  • Tuz (isteğe bağlı): Çok az miktarda kaya tuzu (yarım çay kaşığı kadar) sirkenin bozulmasını engellemeye yardımcı olabilir.
  • Sirke anası veya doğal sirke (isteğe bağlı ama önerilir): Eğer varsa, bir parça sirke anası veya yarım çay bardağı doğal sirke (marketten aldığınız pastörize olmamış, bulanık olanlardan) eklemek süreci hızlandırır.
  • Geniş ağızlı cam kavanoz: Büyük boy (5 litrelik) bir kavanoz ya da damacana. Plastik kap kullanmayın, sağlıklı değil.
  • Tülbent veya temiz bez: Kavanozun ağzını kapatmak için. Hava alması çok önemli.
  • Lastik bant: Tülbenti sabitlemek için.

Malzemeleri hazırlarken, özellikle meyveleri iyice yıkayın. Ama sabunla falan değil, sadece suyla. Üzerindeki doğal mayaları kaybetmek istemiyoruz.

Ben ilk yaptığımda, büyük boy turşu bidonumu kullanmıştım. Her şeyi hazırladım, sanki bilimsel bir deney yapıyormuşum gibi heyecanlanmıştım. O heyecanı bilirsin, değil mi? Çocukların doğum gününü beklemek gibi bir şey.

Adım 2: Meyveleri Hazırlayın

Elmaları ve üzümleri iyice yıkadıktan sonra sıra geldi parçalamaya. Elma kullanıyorsanız, kabuklarını soymayın. Çekirdek evini çıkarmanıza da gerek yok. Sadece küçük parçalara bölün. Hani böyle salata yaparken kestiğinizden biraz daha büyük olabilir.

Neden kabuklarıyla? Çünkü mayalar ve faydalı bakteriler en çok kabuklarda bulunur. Biz de onların çalışmasını istiyoruz, o yüzden onlara iyi bir başlangıç noktası sunuyoruz. İçindeki şeker de fermentasyona katkıda bulunacak.

Üzüm kullanıyorsanız, onları da saplarından ayırın ve hafifçe ezebilirsiniz. Böylece suları daha kolay dışarı çıkar ve fermentasyon daha hızlı başlar. Ben bazen elimle biraz sıkarım, sanki böyle üzüm suyu hazırlıyormuşum gibi.

Bu kısımda çok da titiz olmaya gerek yok. Amaç, yüzey alanını artırmak ve mikroorganizmaların meyveye daha kolay ulaşmasını sağlamak. Çok küçük parçalar halinde doğramanıza gerek yok, dörtte bir, sekizde bir gibi parçalar yeterli.

Adım 3: Karışımı Kavanoza Aktarın

Şimdi tüm malzemeleri bir araya getirme zamanı. Doğradığınız meyveleri cam kavanozun içine koyun. Kavanozun yaklaşık dörtte birini ya da üçte birini meyveyle doldurabilirsiniz. Çok fazla doldurmayın, fermentasyon sırasında köpürecektir ve taşabilir.

Üzerine şekeri (veya balı), isterseniz tuzu ve sirke anasını/doğal sirkeyi ekleyin. Sonra da içme suyunu ekleyin. Su, meyvelerin üzerini tamamen geçmeli. Bu çok önemli bir nokta.

Neden su, meyvelerin üzerini geçmeli? Çünkü havayla temas eden meyveler küflenmeye çok yatkındır. Bizim istediğimiz küf değil, sirke. Eğer meyveler suyun altında kalmazsa, yeşil yeşil tüyler görmeniz an meselesi olur.

Ben ilk denememde bu hatayı az daha yapacaktım. Neyse ki annem aradı, "Sakın kızım, suyun içinde yüzmeli hepsi!" dedi. Annelerin sözünü dinlemek lazım. Tecrübe konuşuyor. Kavanozun ağzında 4-5 parmak boşluk kalmasına da dikkat edin, köpürme payı bu.

Adım 4: Ağzını Kapatın ve Beklemeye Bırakın

Kavanozun ağzını tülbent veya temiz bir bezle kapatın. Lastik bantla sıkıca sabitleyin. Sakın kapağını sıkıca kapatmayın! Sirkenin hava alması gerekiyor. Fermantasyon sırasında gazlar oluşacak ve bu gazların dışarı çıkması şart.

Kapağı kapalı olursa, kavanoz patlayabilir. Abartmıyorum, gerçekten patlayabilir. Bir keresinde bir arkadaşım yoğurt mayalarken kapağını tam kapatmış, sonra da unutmuş. Birkaç gün sonra mutfağı temizlemek zorunda kalmış, her yer yoğurt olmuş.

Kavanozu doğrudan güneş ışığı almayan, karanlık ve oda sıcaklığında (yaklaşık 20-25°C) bir yere koyun. Mutfak dolabının içi, kiler ya da merdiven altı gibi bir köşe idealdir. Benim mutfakta bir köşe var, sadece bu işlere ayrılmış durumda. Orası artık benim minik laboratuvarım gibi.

Bundan sonraki adım sadece beklemek. Ama öyle boş boş beklemek de yok. Sirkeniz sizinle konuşacak, siz de onu dinleyeceksiniz.

Adım 5: Her Gün Karıştırın ve Gözlemleyin

Evet, her gün! Minimum bir hafta boyunca, her gün temiz bir tahta kaşıkla kavanozdaki karışımı karıştırın. Neden mi? Çünkü meyvelerin dibe çökmesini ve suyun altında kalmasını sağlıyoruz. Ayrıca yüzeyde oluşabilecek küfleri de engelliyoruz.

Karıştırırken neler göreceksiniz?

  • İlk günler: Meyveler yukarı çıkmaya başlar, hafif köpürmeler ve baloncuklar görürsünüz. Bu, fermentasyonun başladığının işareti.
  • Bir hafta sonra: Karışımın üzerinde incecik bir zar oluşmaya başlayabilir. Bu, sirke anasının ilk belirtisi olabilir.
  • Koku: Başta meyveli bir koku varken, zamanla keskin, hafif alkollü bir kokuya döner. Endişelenmeyin, normal.

Eğer bir hafta boyunca karıştırmazsanız, yüzeyde küf oluşma riski çok yüksek. Biliyorum, yorucu. Özellikle iki çocukla akşamları kaşık alıp karıştırmak bazen eziyet gibi gelebiliyor. Ama inanın, değiyor. O doğal sirkenin tadı başka hiçbir şeye benzemiyor.

Karıştırma işlemini genelde ilk 7-10 gün yapıyoruz. Sirke anası iyice oluşup meyveleri tamamen suyun altına hapsettikten sonra karıştırmaya ara verebilirsiniz. Zaten ananın kendisi bir nevi koruyucu bariyer görevi görüyor.

Adım 6: Sirke Anasının Oluşumu ve İlk Süzme

Yaklaşık 10-15 gün sonra, eğer her şey yolunda gittiyse, kavanozun üzerinde kalınca, jelimsi, kaygan bir tabaka oluştuğunu göreceksiniz. İşte bu sizin sirke ananız! Rengi beyazdan bej rengine doğru değişebilir, şeffaf da olabilir. Bazen de kahverengimsi olur, hiç korkmayın.

Sirke anası oluştuğunda, karıştırma işlemine son verin. Artık fermentasyonun ikinci aşamasındayız. Bu aşamada, alkol sirkeye dönüşüyor. Bu süreç de yaklaşık 3-4 hafta sürebilir. Sirkenizin keskinliği arttıkça, kokusu da değişecektir.

Toplamda 3-4 hafta sonra, sirkenizden küçük bir miktar tadın. Eğer istediğiniz keskinliğe ulaşmışsa, süzme işlemine geçebiliriz. Tadına bakmaktan çekinmeyin, zaten doğal bir ürün.

Süzme işlemi için temiz bir süzgeç ve temiz bir tülbent kullanın. Sirkeyi tülbentten geçirerek başka bir cam kaba aktarın. Meyve posalarını atın ama sirke anasını sakın atmayın! O sizin hazineniz.

Adım 7: İkinci Fermentasyon ve Olgunlaşma

Süzdüğünüz sirkeyi, tekrar temiz bir cam kavanoza (bu sefer daha küçük olabilir) veya şişelere aktarın. İçine sirke anasını da koyabilirsiniz. Kapaklarını bu sefer gevşekçe kapatın veya yine tülbentle kapatın.

Bu aşama, sirkenin olgunlaşması için önemli. Sirke bu şekilde birkaç hafta daha beklerse tadı oturur, keskinliği artar ve daha berrak bir hal alır. Tıpkı şarapların bekletilmesi gibi düşünebilirsiniz.

İkinci fermentasyon süreci genellikle 2-4 hafta kadar sürer. Bu süreçte sirkenizin tadı ve kokusu daha da belirginleşecektir. Arada bir tadına bakarak istediğiniz keskinliğe ulaşıp ulaşmadığını kontrol edebilirsiniz.

Sirke anasını da bu sırada yeni bir sirke yapımında kullanmak üzere bir miktar sirkenin içinde muhafaza edebilirsiniz. Böylece her zaman elinizin altında yeni sirke yapmaya hazır bir başlangıç kitiniz olur. Ben böyle yapıyorum, hiç bitsin istemiyorum.

Adım 8: Şişeleme ve Saklama

Sirkeniz istediğiniz keskinliğe ulaştığında, artık şişelemeye hazırsınız. Temiz cam şişelere (ben genelde eski zeytinyağı şişelerini kullanırım) doldurun. Şişelerin ağzına kadar doldurun ve kapaklarını sıkıca kapatın.

Şişelenmiş sirkeyi serin ve karanlık bir yerde saklayın. Buzdolabında saklamanıza gerek yok. Doğru şekilde saklandığında yıllarca bozulmadan kalabilir. Hatta zamanla tadı daha da güzelleşir. Ev yapımı sirkenin ömrü uzundur, tıpkı iyi bir şarap gibi.

Sirke anasını ise, küçük bir kavanozda üzerini geçecek kadar kendi sirkesiyle birlikte buzdolabında saklayın. Bu şekilde aylarca canlı kalır ve yeni sirke yapımlarınız için hep hazır olur. O benim mutfak sırrımdır, baş tacımdır.

Sık Yapılan Hatalar ve Kalıcı Hale Getirme İpuçları

Şimdi gelelim can sıkıcı kısma: hatalar. İnanın bana, ben de yaptım. Hem de ne hatalar! Bazen hevesim kursağımda kaldı, bazen de "bir daha asla denemeyeceğim" dedim. Ama sonra vazgeçmedim. Tecrübe ede ede öğrendim.

En sık yapılan hata, küflenme. Hele bir de o yeşil tüyleri gördün mü, bütün hevesin kaçıyor. Küflenmenin temel nedeni, meyvelerin hava ile temas etmesi. Ya su seviyesi azdır ya da karıştırmayı unutmuşsundur.

"Hata yapmak bu işin doğasında var. Önemli olan ders çıkarıp bir daha denemek. Çünkü en güzel sirkeler, en çok hata yapılan denemelerden sonra gelir."

Bir diğer sıkıntı da sirke anasının oluşmaması. "Benimki neden olmadı?" diye çok soru aldım. Genellikle ya yeterli şeker yoktur, ya ortam yeterince sıcak değildir ya da çeşme suyu gibi klorlu su kullanılmıştır. Mayalar ve bakteriler kloru sevmez.

Bir de sabırsızlık var. Ben de bazen bekleyemiyorum, hele o güzel kokular burnuma gelmeye başlayınca dayanamıyorum. Ama sirke fermentasyonu zaman ister. Acele etmeyin, bırakın o minik canlılar işlerini yapsın.

Peki bu hataları nasıl önleriz?

  • Meyveleri suyun altında tutun: Karıştırmak ve su seviyesini kontrol etmek çok önemli. Gerekirse temiz bir ağırlık (küçük, kaynatılmış bir taş veya cam bir ağırlık) kullanarak meyvelerin suyun altında kalmasını sağlayabilirsiniz.
  • Doğru su ve şeker kullanın: Klorlu olmayan içme suyu ve doğru oranda şeker, fermentasyon için hayati.
  • Ortam sıcaklığına dikkat: Çok soğuk ortamda fermentasyon yavaşlar, çok sıcakta ise bozulma riski artar. Oda sıcaklığı idealdir.
  • Sirke anası veya doğal sirke ekleyin: Bu bir nevi sigorta poliçesi gibidir. Fermentasyonun başlamasına yardımcı olur ve başarı şansını artırır.
  • Kavanozun ağzını sıkıca kapatmayın: Tülbent veya bez kullanmak, hava akışını sağlar ve küflenmeyi önler.
  • Sabırlı olun: Doğal süreçler zaman alır. Acele etmeyin, bekleyin ve gözlemleyin.

Bu basit ipuçlarıyla, evde doğal sirke yapma maceranız çok daha keyifli ve başarılı geçecektir. Bir kere başardınız mı, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Tıpkı çocuklara tuvalet eğitimi vermek gibi, ilk başlarda zorlanırsınız ama sonra ustalaşırsınız.

Sık Sorulan Sorular

Sirke neden küflenir ve küflenen sirke yenir mi?

Sirke genellikle meyvelerin hava ile teması, yetersiz karıştırma veya hijyenik olmayan koşullar nedeniyle küflenir. Eğer sirkenizin üzerinde yeşil, siyah, tüylü bir tabaka veya benekler görürseniz, maalesef o sirkeyi tüketmemelisiniz. Küflenen ürünü atmak en güvenlisidir. Bir daha denemek için yeni bir başlangıç yapın.

Sirke anası neden oluşmuyor?

Sirke anasının oluşmaması birkaç nedenden kaynaklanabilir. Ortam sıcaklığı çok düşük olabilir, yeterli şeker eklenmemiş olabilir veya kullandığınız su klorlu olabilir. Bazen de sadece biraz daha zamana ihtiyacı vardır. Pes etmeyin, biraz daha bekleyin ve ortam koşullarını kontrol edin. Doğal sirke veya sirke anası eklemek süreci hızlandırabilir.

Elma sirkesi ve üzüm sirkesi arasında fark var mı?

Evet, elbette var. Elma sirkesi genellikle daha hafif ve meyvemsi bir tada sahipken, üzüm sirkesi daha keskin ve dolgun bir aromaya sahiptir. İkisi de sağlık açısından faydalıdır ve mutfakta farklı kullanım alanları bulabilir. Hangisini yapacağınız tamamen kişisel tercihlerinize bağlı. Ben ikisini de severim, ama elma sirkesi salatalara, üzüm sirkesi turşulara daha çok yakışır bence.

Sirkenin hazır olduğunu nasıl anlarım?

Sirkenizin hazır olduğunu anlamanın en iyi yolu tadına bakmaktır. Keskin, ekşi, burnu yakan o sirke tadını aldığınızda ve tatlılık azalmışsa, sirkeniz hazır demektir. Ayrıca, sirke anası tamamen oluşmuş ve karışım bulanıklıktan berraklığa doğru gitmişse, bu da iyi bir işaret. Deneyerek öğrenmek en güzeli.

Sirke anası tekrar tekrar kullanılabilir mi?

Kesinlikle! Sirke anası sizin sirke üretiminizin kalbi. Her yeni sirke yapımınızda onu başlangıç olarak kullanabilirsiniz. Hatta zamanla büyür ve kalınlaşır. Eskiyen veya çok incelen kısımlarını atıp sağlıklı, taze kısımlarını saklayın. Onu bir miktar sirkenin içinde buzdolabında canlı tutabilirsiniz.

Sirke yaparken ne tür bir kaşık kullanmalıyım?

Sirke fermentasyonunda metal kaşık kullanmaktan kaçınmalısınız. Metal, sirkenin asidik yapısıyla tepkimeye girebilir ve sirkenizin tadını bozabilir veya zarar verebilir. Bu yüzden her zaman tahta veya plastik kaşık kullanmaya özen gösterin. Ben genelde uzun saplı bir tahta kaşık kullanırım, o bana babaannemden yadigardır.

Sirke yapımı ne kadar sürer?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Sirke yapım süreci birçok faktöre bağlıdır: ortam sıcaklığı, kullandığınız meyvenin şeker oranı, sirke anası ekleyip eklemediğiniz gibi. Genellikle ilk fermentasyon (karıştırma ve ana oluşumu) 2-3 hafta, ikinci fermentasyon (olgunlaşma) ise 2-4 hafta sürer. Yani toplamda 4 ila 8 hafta arasında bir zamanda hazır olur. Ama benim ilk sirkem 3 haftada hazır olmuştu bile. Şans işi biraz.

Sonuç

Bakın, belki başta biraz gözünüz korkmuş olabilir. "O kadar uğraşamam ben" demiş olabilirsiniz. Biliyorum, hepimiz yorgunuz, zamanımız kısıtlı. Ama inanın bana, bu süreç o kadar da zor değil. Bir kere alıştınız mı, mutfağınızın vazgeçilmezi haline gelecek.

Çöpe atacağınız meyve kabuklarından, üç beş damla sudan ve biraz da sabırdan öyle sağlıklı, öyle lezzetli bir şey çıkıyor ki, tadına doyamazsınız. Salatalarınıza, turşularınıza, hatta temizliğe bile doğal sirkeyi katmak, hem sağlığınız hem de cebiniz için harika bir yatırım.

O yüzden hiç çekinmeyin, ertelemeyin. Bugün mutfağınıza girin, elinizde ne varsa (elma, üzüm, hatta incir bile olabilir) onlarla bir başlangıç yapın. Küçük bir kavanozla başlayın. İlk adımı atmak en önemlisi. Gerisi kendiliğinden gelir. Hadi bakalım, size kolay gelsin! 👋

Zeynep Şahin
Yazan

Zeynep Şahin

İstanbul'da yaşayan iki çocuk annesi. 2018'den beri evde hobi projeleri yapıyorum ve öğrendiklerimi burada paylaşıyorum. Karton, keçe, ahşap - elime ne geçerse bir şeyler üretmeye çalışırım. Çocuklarım en büyük ilham kaynağım.