Felsefe Okumaya Başlangıç Günlük Hayatta Felsefi Düşünme
Felsefe Okumaya Başlangıç Günlük Hayatta Felsefi Düşünme
Bilirsin, bazen öyle anlar olur ki, çocuklar yan odada birbirine girmiş, mutfakta dağ gibi bulaşık birikmiş, sen de o arada elinde kahveyle (soğumuş kahve tabii) duvara bakakalmışsındır. Tam o anda aklından geçen tek şey "Neden? Neden her gün aynı şeyler?" oluyor, değil mi? İşte o "neden" sorusu var ya, tam da felsefenin kalbi aslında. Hayır hayır, gözünü korkutma hemen. Ne Yunanca bilmen gerekecek ne de bin sayfalık kitaplar okuman. Sadece hayatı biraz daha farklı, biraz daha bilinçli yaşamaktan bahsedeceğiz.
Biliyorum, "felsefe" kelimesi kulağa çok havalı, çok entelektüel geliyor. Sanki o işler bizim gibi iki çocuklu, elinde yapıştırıcıyla gezen annelere göre değilmiş gibi. Ama aslında tam tersi. Günlük telaşın içinde kaybolup giderken, küçük bir an durup düşünmek, sorgulamak... İşte tam da bunu nasıl hayatımıza katabiliriz, bunu konuşacağız seninle. Sakın "Benim buna vaktim yok" deme, çünkü benim de yoktu. Ama bak, şimdi seninle bu konuyu paylaşıyorum. Demek ki oluyormuş. Hadi gel, bu "nasıl" sorusunun peşine düşelim biraz. Belki de hayatın tadı, tam da bu soruların içinde saklıdır, kim bilir?
Neden Bu Önemli?
Şimdi düşünsene, gün içinde kaç kez "otomatik pilotta" yaşıyoruz? Sabah kalk, çocukları hazırla, kahvaltı, okul, işler, ev işleri, yemek, yatış... Sanki bir robotun içindeyiz gibi. Ben bir ara kendimi öyle hissetmiştim. Her şey üst üste geliyordu, yoruluyordum ama neden yorulduğumu, neyi kaçırdığımı bile bilmiyordum. Sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşı, yetememe korkusu... O hissi bilirsin, değil mi? Tam da o noktada kendime küçük bir mola verdim.
Geçenlerde büyük kızım Elif, "Anne, biz neden dünyaya geldik?" diye sordu. O an ağzımdan "Ne bileyim kızım, hadi şimdi oyun oyna" gibi bir laf çıkmak üzereydi. Sonra durdum. Yüzüne baktım. Gözlerindeki o saf merakı gördüm. Ve anladım ki, onun sorduğu bu "büyük" soru, aslında benim de içimde bir yerlerde cevap arayan bir soruydu. İşte felsefi düşünme, tam da bu anlarda devreye giriyor. Hayatın karmaşasında, o "neden"leri sorgulamak, bize nefes aldırıyor. Karar verirken daha bilinçli olmanı sağlıyor, gereksiz gerginliklerden uzaklaştırıyor ve en önemlisi, her şeye bir anlam katıyor. Sana kendimi anlatmak isterim. Bundan birkaç yıl önce, her şey omuzlarımda bir yük gibiydi. Kendimi sürekli yetersiz hissediyordum, çocuklarıma, eşime, evime, hatta kendi hobi projelerime bile. "Ben bu hayatı yaşıyor muyum, yoksa hayat beni mi yaşıyor?" diye düşünür olmuştum. Bir akşam, yine elimde yapıştırıcı, yeni bitirdiğim karton ev projemin başında, o kadar yorgundum ki gözlerim kapanıyordu. Ama içimde bir boşluk vardı. "Bu kadar çaba ne için?" diye sordum kendime. İşte o an, o küçücük soru, bir kapı araladı. O kapıdan içeri adım atmak, benim için her şeyi değiştirdi diyebilirim. Belki hayatım bir anda sihirli değnekle düzelmedi ama ben, hayatın içindeki anları daha dolu dolu yaşamaya başladım. Artık o sorular, beni yormak yerine, bana güç veriyor.
Günlük Hayatta Felsefi Düşünme: Temel Bilgiler
Şimdi gelelim can alıcı noktaya: Felsefi düşünme neyin nesi? Sakın korkma, öyle jargon falan kullanmayacağız. Felsefe, aslında hepimizin içindeki o meraklı çocuk demek. Durup etrafına bakmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek yerine "Acaba neden böyle?" diye sormak. Hayatı biraz durdurup, yavaş çekimde izlemek gibi düşünebilirsin. Her gün yaptığın işlerin, aldığın kararların, hissettiğin duyguların kökenine inmek... İşte bu kadar basit.
Yani, kimse senden bir gecede Kant okumanı beklemiyor. Beklentin sadece daha derin bir "ben" olmaya çalışmak olsun. Günlük hayatımızda karşılaştığımız her şeyi, birer felsefe dersi olarak görmek... Benim için bu oldu. Çocuğumun neden inatlaştığını anlamaya çalışırken, aslında insan doğasının bir parçasını sorguluyordum. Kendi hobilerimi yaparken neden bu kadar mutlu olduğumu düşünürken, aslında "anlam arayışı" içindeydim. Yani, felsefe, aslında her an bizimle. Sadece onu fark etmeyi öğrenmeliyiz.
Peki, bu "fark etme" nasıl oluyor? İşte sana birkaç ipucu:
Sorgulama Sanatı: En basit şeyden başla. Neden sabahları kahve içiyorum? Neden hep aynı markayı alıyorum? Neden sürekli sosyal medyada vakit geçiriyorum? Çocuklarım neden her oyuncakçıda yeni bir şey ister? Her şeye bir "neden" sorusu ekle. Bazen cevabı bulamayabilirsin, önemli değil. Önemli olan o soruyu sormak. Çünkü o soru, seni düşünmeye itecek. Geçen gün kızımın odasındaki o yığılmış oyuncaklara baktım. "Neden bu kadar oyuncağı var? Neden sürekli yenilerini istiyor?" diye sordum kendime. Sonra cevabın basit olmadığını anladım. Tüketim kültürü, etrafımızdaki reklamlar, arkadaşları... Bir anda basit bir oyuncak sorusu, daha derin bir sosyolojik sorgulamaya dönüştü. O an dedim ki, evet, felsefe işte tam da bu. Perspektif Alma Oyunu: Empati kurmak gibi düşünebilirsin ama biraz daha genişi. Bir şeye sadece kendi pencerenden değil, başkasının gözünden bakmaya çalış. Eşin neden o gün eve yorgun geldi? Komşun neden sana selam vermedi? Çocuğun neden ödevini yapmıyor? "O ne hissediyordur?" ya da "Bu durumun başka bir açıklaması olabilir mi?" diye düşünmek. Bu, seni yargılamaktan uzaklaştırır, anlayışını artırır. Hatta kendi kendine "Acaba ben olsam ne yapardım?" diye de sorabilirsin. Ben bunu çok yapıyorum. Özellikle çocuklarım kavga ettiğinde, hemen birini yargılamadan önce, her ikisinin de tarafından olaya bakmaya çalışırım. O zaman çözüm bulmak çok daha kolay oluyor. Deneyince şaşıracaksın. Anlam Arayışı Keşfi: Hayatında neyin gerçekten önemli olduğunu bulmaya çalış. Bu da sana en çok keyif veren, en çok anlam katan şeyler neler? Benim için bu, kesinlikle hobi projeleri ve çocuklarımla geçirdiğim kaliteli zaman. Bazen diyorum ki, "Bu koca evde neden bu kadar eşya var?" Sonra bir bakıyorum, o eşyaların çoğu benim değil, ya da bana bir anlam ifade etmiyor. İşte o zaman anlıyorum ki, gerçekten "benim" olan şeyler, elimle ürettiğim, kalbimle hissettiğim şeyler. Sen de kendi "anlam" haritanı çıkarabilirsin. Belki senin için bu, kahve içerken pencereden dışarı bakmak, belki de sevdiğin bir müziği dinlemek. Ne olursa olsun, o anın tadını çıkar.Günlük Hayatta Felsefeyi Nasıl Yaparsın?
Şimdi, "iyi güzel de Zeynep, ben bunları günlük hayatımın o deli akışına nasıl sığdıracağım?" dediğini duyar gibiyim. Haklısın, ama işte püf noktası burada. Büyük adımlar atmak zorunda değilsin. Minicik, küçücük başlangıçlarla bile kocaman farklar yaratabilirsin. Tıpkı bir karton kutudan harika bir oyuncak ev yapmak gibi. Adım adım gideceğiz. Benim de bir anda hayatım değişmedi. Minik minik denemelerle, kendimi gözlemleyerek buldum bu yolu. Seninle de kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.
Adım 1: Fark Etmek - 'Dur ve Düşün' Anları Yaratmak
Ne demek bu? Biliyorum, hepimiz hep bir şeylerle meşgulüz. Telefon, yemek, temizlik, çocuk... Ama gün içinde öyle minik "boşluklar" var ki, onları fark etmiyoruz bile. İşte o boşluklar, senin yeni felsefe sınıfın. Sabah kahve içerken, bulaşık yıkarken, duş alırken, hatta trafikte beklerken... O anlarda telefonunu bir kenara koy, müzik dinlemeyi bırak. Sadece o anda kal. Etrafına bak, sesleri dinle, o an ne hissediyorsun, onu fark et.
Benim için bu, sabahları çocuklar uyanmadan önce sessizce kahvemi içtiğim beş dakika. Eskiden hemen Instagram'a girerdim, "Kim ne yapmış" diye bakardım. Sonra bir gün dedim ki kendi kendime, "Zeynep, bu beş dakika sadece senin. Neden başkalarının hayatına bakıyorsun?" O günden beri o beş dakika, benim için bir "dur ve düşün" ritüeli oldu. Bazen sadece pencereden dışarı bakıyorum, bazen kahvemin buharını izliyorum. İlk başta zor gelebilir, hatta sıkılabilirsin. "Ne yapacağım şimdi?" diye düşünebilirsin. Ama denemeye devam et. İkinci haftadan sonra o beş dakikayı beklemeye başlayacaksın. Söz veriyorum.
Adım 2: 'Neden?' Sorusuyla Başlamak
Gözüne kestirdiğin bir rutinini ya da bir düşünceni seç. Sonra ona beş kez "Neden?" diye sor. Tıpkı üç yaşındaki bir çocuk gibi. Hiçbir şeyi sorgulamadan kabul etme. "Bu hep böyle yapıldı" ya da "Herkes böyle yapıyor" deme. Mesela: "Neden her hafta sonu temizlik yapıyorum?"
1. "Neden temizlik yapıyorum?" - Çünkü ev kirleniyor.
2. "Neden kirleniyor?" - Çünkü yaşıyoruz, çocuklar dağıtıyor, dışarıdan toz giriyor.
3. "Neden kirlenmesi beni rahatsız ediyor?" - Çünkü düzenli bir ortamda daha huzurlu hissediyorum.
4. "Neden huzur için düzen gerek?" - Çünkü düzensizlik zihnimi yoruyor, odaklanamıyorum.
5. "Neden zihnimin yorulmasını istemiyorum?" - Çünkü zaten yeterince yorgunum, dinlenmeye ihtiyacım var.
Gördün mü? Basit bir temizlik sorusu, senin temel bir ihtiyacına, yani dinlenme ihtiyacına kadar indi. İşte bu sorgulama, seni kendine yaklaştıracak.
Ne beklemeli? İlk başta bu sorular sana saçma gelebilir, hatta yorucu da. "Ne gerek var şimdi buna?" diyebilirsin. Ama sabırlı ol. Bu bir kas gibi, kullandıkça güçlenecek. Bir hafta boyunca her gün bir konuya "neden" diye sor. Sonra kendini gözlemle. Bakalım neler değişiyor içinde. Belki de bir süredir seni rahatsız eden ama adını koyamadığın bir şeyin cevabını bulacaksın.
Adım 3: Alternatifleri Düşünmek - 'Ya Olmasaydı?' veya 'Ya Başka Bir Şekilde Olsaydı?'
Bir adım daha ileri gidelim. Sorguladığın bir şeye "Peki ya bu böyle olmasaydı? Ya da başka bir şekilde olsaydı ne olurdu?" diye sor. Bu, seni kalıplarının dışına çıkaracak. Mesela, "Çocuklarımın her zaman mutlu olması gerekiyor" düşüncesi. Ya olmasaydı? Ya çocuklar bazen üzülseydi, sıkılsaydı? Ne olurdu? Muhtemelen hayatın sonu gelmezdi. Hatta belki de üzülmek, onlara yeni şeyler öğretirdi.
Ben bunu mutfak alışverişinde çok yapıyorum. "Her zaman haftalık alışveriş yapmalıyım, menü planlamalıyım." Ya yapmasaydım? Ya da menü planlamadan, o gün canım ne çekerse onu yapsaydım? İlk başta çok büyük bir kaos gibi gelmişti. Ama sonra bir baktım ki, o kadar da kötü değilmiş. Hatta bazen daha yaratıcı yemekler ortaya çıkıyordu. Bu, bizim varsayımlarımızı sorgulamamızı sağlar ve bize farklı yolların da var olduğunu gösterir. Böylece daha esnek oluruz, olaylara farklı açılardan bakmayı öğreniriz.
Adım 4: Duygularını Gözlemlemek - 'Şu An Ne Hissediyorum? Neden?'
Felsefi düşünmenin önemli bir parçası da duygularımızla bağlantı kurmak. Bir olay karşısında ne hissediyorsun? Öfke mi? Hüzün mü? Hayal kırıklığı mı? Peki neden? Bu duygu nereden geliyor? Onu hissetmekte ne kadar haklısın? Bu sana bir seçim hakkı sunar: Duygunun seni yönetmesine izin vermek mi, yoksa onu anlamaya çalışıp ona yön vermek mi?
Geçen gün, çocuklar yine evde her yeri dağıtmış. İçimde aniden bir öfke yükseldi. "Neden her yer bu kadar dağınık? Neden beni anlamıyorlar?" diye içimden geçirdim. Sonra durdum. "Zeynep, ne hissediyorsun?" diye sordum kendime. "Yorgunluk ve kontrolü kaybetme korkusu" cevabı geldi. O an anladım ki, öfkem çocuklara değil, kendi yorgunluğuma ve her şeyi kontrol etme isteğimeydi. Bu farkındalık, öfkemi dindirdi ve daha sakin bir şekilde onlarla konuşmamı sağladı. Duygularını fark et, onları etiketle ve nedenini anlamaya çalış. Bu, sana çok büyük bir içsel özgürlük getirecek.
Adım 5: Küçük Değişiklikler Yapmak - Felsefeyi Eyleme Geçirmek
Sadece düşünmek yetmez, bazen minik bir eyleme de geçmek gerekir. Farkındalıkla yaptığın bu sorgulamaların sonucunda, hayatında küçük bir şeyi değiştirmeyi dene. Bu, düşüncelerinin somut bir karşılığı olacak. Örneğin, "Neden sürekli acelem var?" diye sordun ve cevabın "Çünkü her şeyi aynı anda yapmaya çalışıyorum" oldu. O zaman deneysel bir adım at: "Bugün sadece bir şeye odaklanacağım ve diğerlerini erteleyeceğim."
Ben bunu denedim. Eskiden bütün ev işlerini bir güne sığdırmaya çalışırdım, sonra akşama omuzlarım çökerdi. Bir gün dedim ki, "Bugün sadece mutfağı toplayacağım. Diğerleri bekleyebilir." Evet, o gün oturma odası biraz daha dağınıktı. Ama ben o akşam çocuklarımla daha enerjik oyun oynadım. İşte bu küçük eylem, bana büyük bir ders verdi: Hayatın kontrolü bende ve her şeyi mükemmel yapmak zorunda değilim. Felsefe, sadece zihinde kalmamalı, hayatına küçük bir dokunuş olarak geri dönmeli.
Adım 6: Başkalarıyla Konuşmak - 'Sen Ne Düşünüyorsun?'
Felsefi düşünme, tek başına yapılan bir yolculuk değildir. Bazen başkalarının fikirlerini duymak, kendi düşüncelerini zenginleştirir, sana yeni bakış açıları sunar. Eşinle, en yakın arkadaşınla, hatta bazen çocuklarınla konuş. "Bugün şöyle bir şey düşündüm, sen ne dersin?" diye sor.
Geçen gün eşime, "Sence insanlar neden bu kadar hırslı?" diye sordum durup dururken. Önce bir garip baktı, "Ne oldu, neyin var?" der gibi. Ama sonra çok hoş bir sohbet ettik. O kendi iş hayatından örnekler verdi, ben annelikten. İkimiz de aslında aynı kökten gelen bir şeyleri farklı şekillerde yaşadığımızı fark ettik. Bu sohbetler, hem bağlarınızı güçlendirir hem de dünyayı daha geniş bir perspektiften görmeni sağlar. Unutma, en iyi fikirler genellikle farklı zihinlerin çarpışmasından doğar.
Kalıcı Hale Getirmek / Sık Yapılan Hatalar
Her yeni alışkanlıkta olduğu gibi, felsefi düşünmeyi hayatına katmak da sabır ister. Bazen takılıp kalabilirsin, bazen "boşver" diyebilirsin. Bu çok normal. Ben de öyleydim. Önemli olan, düştüğünde tekrar kalkabilmek ve hatalarından ders çıkarmak. İşte sana sık yapılan birkaç hata ve bunlardan nasıl kaçınabileceğin:
Hata 1: Bir Anda "Filozof" Olmaya Çalışmak. Kimse senden bir gecede Sokrates olmanı beklemiyor. Bu, yavaş yavaş, küçük adımlarla gelişen bir süreç. Eğer bir gün yapmayı unuttuysan, kendini hırpalama. Ertesi gün tekrar başla. Önemli olan süreklilik, mükemmeliyet değil. Hata 2: Tek Başına Yapmaya Çalışmak. Bazen zihnimiz kendi içinde döner durur. Düşüncelerini bir günlüğe yazmak, hatta bir arkadaşınla paylaşmak, o düşüncelere dışarıdan bakmanı sağlar. Ben küçük bir deftere yazıyorum bazen kafamdaki soruları. Hem rahatlıyorum hem de daha net görüyorum. Hata 3: Cevap Aramak. Felsefe, genellikle cevaplardan çok, doğru soruları sormakla ilgilidir. Her soruna kesin bir cevap bulmaya çalışmak yerine, o sorunun sana ne öğrettiğine odaklan. Bazen cevapsız kalmak da bir cevaptır. Hata 4: "Zamanım Yok" Bahaneleri. Gün içinde beş dakika bile ayırabiliyorsan, bu yeterli. Bulaşık yıkarken, trafikte beklerken, çocuk parkında sallanırken... O minik anları yakala. Bu, zihnini boşaltmana yardımcı olacak ve aslında sana zaman kazandıracak. Hata 5: Sürekliliği Es Geçmek. Bir gün yapıp, sonra aylarca ara vermek işe yaramaz. Her gün minicik bir adım bile olsa, devam et. Bu, zihnini farklı düşünme biçimlerine alıştıracak.Hayat, büyük soruların cevaplarını bulmak değil; küçük anlarda doğru soruları sormaktır. Ve bazen o soruların kendisi, cevaptan daha değerlidir.
Sık Sorulan Sorular
Felsefe okumak için çok kitap bilmeme gerek var mı?
Hayır, hiç gerek yok. Felsefi düşünmek için kütüphaneler dolusu kitap okumak zorunda değilsin. Önemli olan, çevrene ve kendine karşı merak duymak, sorgulamak ve olaylara farklı açılardan bakmaya çalışmak. Bir filozofun ismini bilmek bile şart değil, onun bir sözünü okuyup üzerinde düşünmek bile harika bir başlangıç olabilir. Hatta bazen çocuklarımızın o saf "neden" soruları, en büyük felsefe kitabından daha fazlasını öğretir bize.
Felsefi düşünmek günlük sorunlarımı çözer mi?
Doğrudan "şu sorunu çöz" diye bir sihirli değnek gibi çalışmaz felsefe. Ama sorunlara bakış açını kökten değiştirir. Bir problemle karşılaştığında daha sakin kalmanı, olayı farklı yönleriyle değerlendirmeni sağlar. Belki de sorun olarak gördüğün şeyin aslında o kadar da büyük olmadığını, hatta bazen bir fırsat olduğunu fark edersin. Bu da aslında dolaylı yoldan sorunları "çözmene" yardımcı olur. Kısacası, sorunları yok etmez ama onlarla başa çıkma şeklini iyileştirir.
Çocuklarla felsefe konuşulur mu?
Kesinlikle! Çocuklar, aslında doğal filozoflardır. Onların "Neden gökyüzü mavi?", "Neden insanlar ağlar?", "Ben neden varım?" gibi soruları, felsefenin ta kendisidir. Onları geçiştirmek yerine, "Bilmiyorum, sen ne düşünüyorsun?" demek bile harika bir felsefe sohbeti başlatabilir. Onların cevapları seni şaşırtacak, emin ol. Bu, hem onların düşünme becerilerini geliştirir hem de aranızdaki bağı güçlendirir.
Buna zaman ayırmaya değecek mi? Zaten çok yoğunum.
Başlangıçta sanki ekstra bir iş yükü gibi gelebilir, o telaşın içinde "Bir de buna mı kafa yoracağım?" diyebilirsin. Ama aslında felsefi düşünme, zihnine bir mola vermek, olaylara farklı bakmak için bir kapı aralar. Günde sadece beş dakika bile olsa, bu sana kendinle baş başa kalma fırsatı sunar. Bu beş dakika, günün geri kalanındaki stresini azaltır ve daha odaklı olmanı sağlar. Yani evet, kesinlikle değer. Unutma, kendine yatırım yapıyorsun.
Hangi felsefeciden başlamalıyım?
Eğer kitaplara girmek istiyorsan, ilk önce kendi sorularını dinle derim. Seni en çok ne düşündürüyor? Eğer pratik bir başlangıç arıyorsan, Stoacılık'a bakabilirsin. Epiktetos'un veya Marcus Aurelius'un sözleri, günlük hayatın zorluklarıyla başa çıkmak için çok pratik ve uygulanabilir ipuçları sunar. Onların "kontrol edebileceğin şeyler ve edemeyeceğin şeyler" ayrımı, sana çok şey katacaktır. Küçük, anlaşılır metinlerle başla, yavaş yavaş ilerlersin. Acele etme.
Bu [belirli durum] için değer mi?
Eğer "belirli durum" dediğin şey, hayatın içindeki herhangi bir an, bir karar, bir duygu ya da bir zorluksa, evet, değer. İster iş yerindeki bir çatışma olsun, ister çocuklarının geleceği hakkında bir endişe, ister sadece bir hobi projesine nasıl başlayacağınla ilgili bir tereddüt... Felsefi düşünme, her duruma farklı bir perspektiften bakmanı sağlar. Sana kesin bir çözüm sunmaz belki ama senin o duruma karşı duruşunu güçlendirir, daha bilinçli adımlar atmaya teşvik eder. Hayatta karşılaştığımız her şey, aslında bize bir şeyler öğretmek için vardır. Felsefe, işte bu dersleri anlamamıza yardımcı olur.
Sonuç
Gördün mü? Felsefe o kadar da korkutucu bir şey değilmiş. Aslında tam da bizim hayatımızın içinde, o koşuşturmacanın, o yorgunluğun, o anlamsız gelen anların tam kalbinde gizli. Sadece onu fark etmeyi öğrenmeliyiz. Hayatı daha bilinçli, daha anlamlı ve daha az otomatik pilotta yaşama sanatı aslında bu. Unutma, bir anda her şeyi değiştirmek zorunda değilsin. Küçük bir merak kıvılcımı, büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Tıpkı minik bir karton parçasından kocaman bir dünya yaratmak gibi.
Hadi gel, ilk adımı at. Belki bu akşam bulaşıkları yıkarken, belki yarın sabah kahve içerken kendine minicik bir "neden" sor. Ya da çocuğunun bir sorusuna "Sen ne düşünüyorsun?" diye karşılık ver. Emin ol, bu küçücük başlangıçlar, sana yepyeni kapılar açacak. Sen yaparsın! Unutma, ben de senin gibi iki çocuklu, yorgun bir anneyim ve bu yolda hepimiz birbirimize destek oluyoruz. Kendine iyi bak. ❤️