Şiir Yazma Sanatına Giriş Duyguları Kelimelerle İfade Etme
Şiir Yazma Sanatına Giriş Duyguları Kelimelerle İfade Etme
Geçen hafta yine oldu. Büyük kızım anaokulundan geldi, küçük olan peşinden koşturuyor. Bir yandan akşam yemeği telaşı, bir yandan oyun isteği...
Akşam yorgunluktan koltuğa yığıldığımda, günün tüm o karmaşası, içimde birikmiş garip bir his bırakmıştı. Ne öfke, ne sevinç. Sadece tanımlayamadığım bir boşluk.
Çocuklar uyuduktan sonra, her zamanki gibi elim bir şeye gitmek istedi. Kartonlar, keçeler... Ama bu sefer farklı bir şeye ihtiyacım vardı.
İşte o an, defterimi ve kalemimi aldım. İçimden geçenleri, o gün hissettiklerimi hiç kafiye falan düşünmeden, öylece karalamaya başladım. Bir baktım, içim ferahlamış.
Bugün size bu gizli kaçış noktasından, şiir yazmaktan bahsedeceğim. Kulağa havalı gelse de aslında herkesin yapabileceği, ruhumuza iyi gelen bir şey bu.
Merak etmeyin, şair olmanız gerekmiyor. Sadece duygularınızı kelimelerle ifade etmeyi öğreneceğiz. Hem de benim gibi yorgun bir annenin bile uygulayabileceği kadar basit adımlarla.
Neden Bu Önemli
Dürüst olalım, hayat hepimiz için koşturmaca. Özellikle de çocuklar varken. Her gün bin bir duygu yaşıyoruz ama bunları çoğu zaman içimize atıyoruz. Vaktimiz yok, kime anlatacağımızı bilemiyoruz.
Bu biriken duygular da bir süre sonra omuzlarımıza yük oluyor, değil mi? Bazen küçük bir şeye bile aşırı tepki verdiğimizi fark ediyoruz. Tanıdık geldi mi?
Şiir yazmak, işte tam bu noktada nefes aldırıyor. Bu öyle bir hobi ki, sadece bir kalem ve bir defterle başlayabilirsin. Yani ayda 200 TL bütçe ayırmana gerek yok.
Benim için bu, iç sesimi dinlemenin, kendime dönmenin bir yolu oldu. En çok da kendimi anladım yazdıkça. Hani "bana ne oluyor şimdi?" dersin ya bazen, şiirle o sorunun cevabını buldum.
Geçenlerde büyük kızım, "Anne, bugün seni hiç göremedim ki," dedi. O an içimi bir pişmanlık sardı. Eve gelince, o hissi satır satır döktüm deftere. Bitince, garip bir şekilde, kendimi affetmiş gibi hissettim. Bu, duygusal bir boşaltım gibiydi.
Üstelik bu, tamamen sana özel bir alan. Kimseye okutmak zorunda değilsin. Sadece kendine ve kelimelerine ayırdığın o anlar, paha biçilemez.
Şiirin Temel Taşları: Kafiye Değil, Kalp!
Şiir deyince çoğumuzun aklına hemen kafiyeler, ölçüler, edebi sanatlar gelir. Lise edebiyat derslerinin kabusu gibi. Ben de öyle sanıyordum ilk başlarda.
Hatta bir kere çocukluğumdan kalma bir şiir kitabını açıp, "Acaba buna benzer bir şey mi yazmalıyım?" diye düşünmüştüm. Sonra vazgeçtim. Çünkü o zaman kendi sesimi bulamayacaktım.
Aslında şiir, duyguları ve düşünceleri yoğun bir şekilde ifade etmenin bir yolu. Bu ifade şekli, bazen kafiyeli olur, bazen olmaz. Önemli olan, senin içinden ne geliyorsa o.
Yani lise hocanın not vermeyeceği bir şiir de gayet şiirdir. Kendi hislerini, kendi kelimelerinle anlatıyorsan, bu iş tamamdır.
Kelime Seçimi ve Anlam Katmanları
Şiir yazarken kullandığımız kelimeler çok önemli. Sıradan bir cümlede "hava güzel" deriz. Ama şiirde "Güneşin altın tozları pencereden süzülüyor, içimde açan bir bahar," diyebiliriz. Farkı görüyor musun?
Kelimelerin sadece sözlük anlamları değil, bizde uyandırdığı çağrışımlar da var. Mesela "yağmur" kelimesi, kimine hüzün, kimine huzur, kimine temizlik hissi verir.
Amacımız, bu çağrışımları kullanarak okuyucunun (ya da sadece kendi kendimizin) zihninde bir resim çizebilmek. Hani bir şeyi anlatırken "işte tam da o anı yaşıyormuşum gibi oldu" dersin ya, şiirde bunu hedefleriz.
- Duyusal Kelimeler: Beş duyumuza hitap eden kelimeler seçmek çok etkili. "Sıcak bir çay," "kızarmış ekmeğin kokusu," "yağmurun cama vuran ritmi" gibi.
- Benzetmeler ve Metaforlar: Bir şeyi başka bir şeye benzetmek, anlatmak istediğin duyguya derinlik katar. "Gözleri bir okyanus gibi," "yüreğimdeki fırtına" örnekleri gibi. Bunlar öyle edebi şeyler gibi görünse de aslında günlük hayatta da hep kullanırız. "Kafam kazan gibi" deriz mesela, bu da bir benzetmedir.
- Sessizlik ve Boşluk: Her şeyin kelimelerle doldurulması gerekmez. Bazen boşluklar, virgüller veya yeni bir satıra geçmek, kelimelerin kendisi kadar çok şey anlatır. Hani "derin bir nefes aldım" dersin ya, o nefesin yerini boşluk tutar.
Form ve Yapı: Serbest Bırakın Kendinizi
Şiir yazmaya başlarken en çok takıldığımız yerlerden biri de bu "form" meselesi. Kafiyeli mi olmalı, belli bir uzunlukta mı? Endişelenme, çoğu zaman cevap hayır.
Serbest nazım denen bir şey var ki, adından da anlaşılacağı gibi, tamamen serbest. İçinden geldiği gibi yazıyorsun, kafiye aramak zorunda değilsin, hece saymak zorunda değilsin. Sanki bir günlük tutar gibi ama daha yoğun, daha damıtılmış.
Ben genellikle serbest nazım tercih ediyorum. Çünkü kafiye ararken, asıl söylemek istediğimden uzaklaştığımı fark ettim. Kelimelerle boğuşmak yerine, duygularımla akmak daha iyi geliyor.
Bazen de kafiyeler kendiliğinden geliyor. Zorlamamak lazım. Eğer kendiliğinden oluyorsa ne ala, olmuyorsa hiç dert etme. Amacımız duygularımızı ifade etmek, dilbilgisi kurallarına uymak değil.
Nasıl Yapılır: Bir Annenin Gözünden Şiir Yazma Adımları
Şimdi gelelim asıl konuya. Ben bu işe nasıl giriştim? İşte benim adımlarım, kendi deneyimlerimle harmanlanmış şekilde.
Adım 1: Duygunu Yakala, Bir Anı Fark Et
Şiir, bir duygunun ya da bir anın damıtılmış hali gibidir. Ama o duyguyu ya da anı yakalamak, fark etmek gerekiyor önce. Günlük koşuşturmacada bu çok zor, biliyorum.
Benim için bu genellikle akşamları oluyor. Çocuklar uyumuş, evde sessizlik hakim. O gün içimde birikmiş ne varsa, o anda yüzeye çıkıyor. Bazen bir kızgınlık, bazen bir özlem, bazen de sadece bir "oh be" hissi.
Senin için bu an, belki kahve içerken pencereden dışarı baktığın 5 dakika, belki yolda yürürken kulaklığından dinlediğin bir şarkı. O an içinden geçen ne? O sana ne hissettirdi?
Kendine "Şu an ne hissediyorum?" diye sor. Cevap tek bir kelime de olabilir: "Yorgunluk." "Huzur." "Merak." İşte başlangıç noktan bu. Bunu bir köşeye not al, hatta sadece o kelimeyi bile yazabilirsin.
Adım 2: Kelimelerle Oynamaya Başla
Duygunu yakaladıktan sonra, o kelimenin etrafında dönmeye başla. "Yorgunluk" mu hissediyorsun? Peki, yorgunluk sana neyi çağrıştırıyor?
Uykusuzluk mu? Yığılmış çamaşır dağları mı? Koşturan iki çocuk mu? Yoksa sadece tükenmişlik hissi mi? Bu çağrışımları, aklına gelen her şeyi bir kağıda karala, liste yap.
Bu aşamada hiç yargılama kendini. Saçma gelebilir bazı şeyler. Olsun. Önemli olan, o kelimenin senin için ne ifade ettiğini bulmak. Mesela ben, "yorgunluk" yazınca yanına "kahve kokusu", "sessizlik", "biraz daha uyku" gibi şeyler yazmıştım.
Bu, beyin fırtınası gibi bir şey. Kelimeleri yan yana getir, dene. "Yorgunluk, kahve gibi acı..." veya "Yorgunluk, sessiz bir battaniye gibi sarıyor..." gibi denemeler yap.
Adım 3: Somut Görüntüler Yarat
Şiiri güçlü kılan şeylerden biri de okuyucunun zihninde canlanan görüntülerdir. Genel ifadelerden kaçınıp, daha somut şeyler söylemeye çalış.
"Üzgünüm" demek yerine, "Gözlerimden süzülen damlalar, yanaklarımda soğuk bir nehir oluşturuyor," diyebilirsin. Hangisi daha çok dokundu sana?
Ben bir keresinde çocukların dağınık odasını anlatmak istemiştim. "Oda dağınık" demek yerine, "Yerlerde uçan oyuncaklar, bir dinozorun kuyruğu sehpadan sallanıyor, renkli kalemler halının üzerinde gökkuşağı çizmiş," diye yazmıştım.
Kendi kelime listenizdeki çağrışımları alıp, onları gözünüzde canlandırın. Ne görüyorsunuz? Ne duyuyorsunuz? Ne hissediyorsunuz? Bunları kağıda dökmeye çalışın.
Adım 4: Akışa Bırak, Düzenleme Endişesi Taşıma
İlk taslağı yazarken sakın düzeltmeye, düzenlemeye kalkışma. Bırak, kelimeler aksın. İçinden geldiği gibi, ardı ardına sırala. Noktalama işaretleri bile olmasa önemli değil.
Bu aşama, içindeki o eleştirel sesi susturma aşaması. "Bu olmadı," "ne saçmalıyorum ben?" gibi düşüncelere izin verme. Sadece yaz. Ben bunu ilk başlarda çok zor yapıyordum.
Yazdıklarımın kötü olduğunu düşünüp, defteri kapatasım geliyordu. Ama sonra kendime söz verdim: "Sadece bitir, sonra düşünürsün." Bu taktik gerçekten işe yaradı.
Bazen 5-10 dakika içinde bir şeyler karalarım, bazen 3 saat boyunca hiçbir şey yazamam. Süreye, kaliteye takılma. Sadece o anda hissettiğini kağıda dök.
Adım 5: Oku ve Dinle
Yazmayı bitirdikten sonra, yazdıklarını yüksek sesle oku. Kendi sesinden duymak, çok farklı bir deneyim sunar. Nerede takıldığını, nerede akıcılığın bozulduğunu fark edersin.
Kafiye aramadım dedin ama belki bazı yerlerde kendiliğinden bir uyum oluşmuştur. Bazı kelimelerin birbiriyle nasıl bir tını oluşturduğuna dikkat et. Sanki bir şarkı sözü okur gibi.
Benim en sevdiğim kısımlardan biri bu. Bazen hiç aklıma gelmeyen bir kelime dizilişinin, okuduğumda ne kadar hoş geldiğini fark ederim. "Aa, bu da buraya ne güzel oturmuş!" derim.
Bu aşamada küçük düzeltmeler yapabilirsin. Bir kelimeyi değiştirebilir, bir satırı kaldırabilir, yeni bir satır ekleyebilirsin. Ama unutma, mükemmel olmak zorunda değil.
Adım 6: Paylaş ya da Sakla – Seçim Senin
Şimdi en hassas kısım. Yazdıklarını başkalarıyla paylaşacak mısın? Yoksa kendine mi saklayacaksın?
İnan bana, ben ilk yazdıklarımı kimseye göstermeye cesaret edemedim. Hatta bir kere eşim defterimi karıştırırken elimden kapmıştım. Utanmıştım. Çünkü bunlar benim en çıplak duygularımdı.
Ve bu gayet normal. İlk başta sadece kendin için yaz. Onlar senin terapi seansın, senin sırdaşın olsun. Belki yıllar sonra, belki hiç kimseyle paylaşmazsın.
Zamanla, daha rahat hissetmeye başladıkça, belki güvendiğin bir arkadaşına okutmak isteyebilirsin. Unutma, bu senin kararın. Hiçbir zaman kendini zorlama.
Kalıcı Hale Getirmek / Sık Yapılan Hatalar
Her hobide olduğu gibi, şiir yazmaya başlarken de bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. "Vaktim yok," "ben beceremem," "ne yazacağım ki?" gibi düşünceler beynimizi kemirebilir.
Ben de bu düşüncelere çok kapıldım. Bazen bir hafta boyunca defterimi elime almadığım oldu. Sonra kendimi suçlu hissettim. Ama öğrendim ki, bu da sürecin bir parçasıymış.
Küçük bir tohumdan ulu bir ağaç yeşerir. Şiir de öyle; küçük bir kelime, koca bir dünyaya dönüşebilir. Sadece başlamak yeter. 🌳
Hata 1: Mükemmeliyetçilik Tuzağı
"Mükemmel bir şey yazmalıyım" baskısı, yazmaya başlamadan bizi durdurur. Sanırız ki her yazdığımız, bir kitapta yayınlanacak kadar iyi olmalı.
Hayır, öyle değil. İlk yazdıkların, muhtemelen çok "amatör" veya "basit" gelebilir. Ve bu harika! Çünkü bu, senin başlangıç noktan. Her şeyin bir ilki vardır.
Benim ilk yazdığım şiir, aslında çocuklarımın uyumadığı bir geceki isyanımdı. Beş satırdı. Tamamen iç dökme. Ama o beş satır, sonraki yüzlerce satırın kapısını açtı.
Bırak mükemmel olmasın. Bırak sıradan olsun. Sadece içinden gelen o sesi takip et. Pratik yaptıkça, kendiliğinden geliştiğini göreceksin.
Hata 2: Zaman Bulamama Bahanesi
"İki çocukla, ev işiyle, nasıl zaman bulacağım?" Bu cümleyi ben günde en az beş kere kuruyorum. Şiir yazmak için de kurdum. Ama bir yerden sonra fark ettim ki, bu bir bahane.
Şiir yazmak için 3 saat aralıksız bir zamana ihtiyacın yok. Benim gibi iki çocuğun arasında sadece 5 dakikan varsa, o 5 dakikayı kullan.
Çocuğun banyoda oynarken, sallanırken, uykuya dalmadan önceki son 5 dakika... Hatta otobüste giderken, eline kağıt kalem alamıyorsan bile, zihninde kelimelerle oynamaya başla.
Cep telefonlarının not uygulamasını kullanabilirsin. Bir anlık duygu geldiğinde, hemen birkaç kelime yaz. Sonra evde onları genişletirsin.
Hata 3: Kendini Ciddiye Almama
Bu belki de en zoru. "Ben kimim ki şiir yazacağım?" diye düşünmek. Sanki bu işi sadece çok özel, çok yetenekli insanlar yapabilirmiş gibi bir algımız var.
Hayır, herkes yazabilir. Bu bir performans değil, bir içsel keşif. Kendi kendine bir hediye. Kimsenin onayına ihtiyacın yok.
Ben de bu konuda çok zorlandım. Sanki "şair" etiketini almam gerekiyormuş gibi hissettim. Oysa ben sadece içimi dökmek isteyen, kartondan ev yapan, keçeden oyuncak diken Zeynep'tim.
Kendine bu izni ver. Yaptığın şeyin "sanat" olup olmadığına takılma. Sadece yap. Kendini ifade etmenin bir yolunu bulduğun için bile gurur duy kendine.
Sık Sorulan Sorular
Şiir yazmak zor mu, bende yetenek yoksa hiç başlamayayım mı?
Aslında hiç de zor değil. Başta öyle gelebilir ama şiir yazmak, yetenekten çok pratik ve duyarlılık işidir. Herkesin içinde bir şeyler anlatma isteği vardır, sadece onu dışarı çıkarmanın yolunu bulmak gerekiyor.
Kafiye şart mı? Kafiye bulmakta zorlanıyorum.
Kesinlikle şart değil. Günümüz modern şiirinde serbest nazım çok yaygın. Ben de kafiyeden çok, kelimelerin anlamlarına ve yarattıkları duyguya odaklanıyorum. İçinden geliyorsa kafiyeli yaz, gelmiyorsa hiç takılma.
Nereden ilham alırım? Hiçbir şey aklıma gelmiyor.
İlham her yerde! Günlük hayatın kendisi en büyük ilham kaynağı. Çocukların sözleri, sabah kahvesinin kokusu, komşunun köpeği, bir fatura... Her şey bir duygu uyandırabilir. Küçük detaylara odaklanmaya çalış. Hani "bu da mı ilham olurmuş" dediğin şeyler var ya, işte onlar bile olur.
Yazdıklarımı kimseye göstermek zorunda mıyım? Ya beğenmezlerse?
Asla! Şiir senin kişisel alanın, seninle kelimelerin arasındaki bir bağ. Eğer paylaşmak istemiyorsan, bu tamamen senin seçimin. Ben de ilk uzun zaman boyunca sadece kendime yazdım. Başkalarının ne düşündüğü, senin kendini ifade etme hakkını etkilememeli.
Çocuklarla şiir yazma projesi yapabilir miyim?
Harika fikir! Çocuklar zaten saf duygularla dolular. Onlarla birlikte resim yapıp, sonra o resmin ne hissettirdiğini sorabilir, anahtar kelimelerle şiirler yazabilirsiniz. Kafiye ve ölçüye takılmadan, eğlenceli hale getirin. Bu onların da duygularını ifade etmelerine yardımcı olur. Hatta belki benim gibi bir gün HobiRehber'e çocuklarla şiir yazma projesi yazarım! ❤️
Bu bana ne kadar zaman kazandıracak/paramı artıracak?
Şiir yazmak, sana zaman ya da para kazandırmaz. Ama ruhuna iyi gelir, iç huzuru verir. Stresle başa çıkmana, duygularını anlamana yardımcı olur. Bu da dolaylı yoldan hayat kaliteni artırır. Bence bu, herhangi bir maddi kazançtan daha değerli.
Bu, benim gibi sürekli "yapılacaklar listesi" ile yaşayan biri için uygun mu?
Evet, hatta tam da bu yüzden uygun! O "yapılacaklar listesinin" yarattığı zihinsel yorgunluğu atmak için birebir. Küçük molalarda, kendin için 5-10 dakika ayırarak zihnini boşaltabilirsin. Bir hobi olarak değil, bir "kendine nefes arası" olarak düşün.
Sonuç
Gördüğün gibi, şiir yazmak öyle ulaşılmaz, çok yetenek isteyen bir şey değilmiş. Aslında tam tersi, hepimizin içinde olan, dışarı çıkmayı bekleyen bir ses. Hani o iç sesini duyamadığını düşünürsün ya bazen, işte şiirle onu duymaya başlarsın.
Eğer sen de benim gibi, günün koşturmacasında kendini kaybolmuş hissediyorsan, duygularını ifade etmekte zorlanıyorsan, bir kağıt kalem alıp başlamaktan korkma. Bir dene derim.
Küçük adımlarla başla. Belki sadece bir kelime yazarsın, belki bir cümle. Ama inan bana, o ilk kelimeyi yazmak, içindeki birçok kapıyı aralayacak. Kendine bu şansı ver. Ne kaybedersin ki? Hadi, kalemin ucunda seni bekleyen bir dünya var. 👋