Başlangıç Rehberleri

Suluboya ile Terapi: İlk Fırça Darbesinden Tabloya Uzanan Yol

Suluboya ile Terapi: İlk Fırça Darbesinden Tabloya Uzanan Yol

Suluboya Ile Terapi: İlk Fırça Darbesinden Tabloya Uzanan Yol

Bazen öyle yorgun oluyorum ki, ne yemek yapmaya ne de çocuklarla oynamaya mecalim kalıyor. Akşam olmuş, çocuklar uyumuş, evde sessizlik hakim. İşte o anlarda bir boşluk hissi sarıyor içimi. Günlük koşuşturmacanın içinde kendimi unutmuş gibi hissediyorum.

Tanıdık geldi mi bu his? Hani bütün gün koşturup, gece yatağa yattığında "Ben bugün kendim için ne yaptım?" diye düşündüğün anlar.

İşte tam da bu anlar için size kendimden, suluboyanın beni nasıl kurtardığından bahsedeceğim. İlk fırça darbesinden, o minicik, kendime ait tablolarıma uzanan bu yolu sizinle paylaşmak istiyorum.

Bugün nelerden mi bahsedeceğiz? Suluboyaya başlamak için ne lazım, adım adım nasıl yapabiliriz, o ilk adımı atarken aklımızdaki "Ben yapamam ki!" sesini nasıl sustururuz... Hepsine dokunacağız.

Neden Bu Önemli

Dürüst olalım, annelik bir maraton. Hatta bazen engelli bir maraton gibi. Durmak, dinlenmek, nefes almak bile lüks geliyor çoğu zaman.

Geçen ay kızımın okulunda veli toplantısı vardı. Öğretmen "Zeynep Hanım, biraz solgun görünüyorsunuz" dedi. O an fark ettim ki, aynaya bakmaya bile vaktim olmamış.

İşte tam o gün kendime bir söz verdim: günde en az 15 dakika kendime ayıracağım.

Bu, bazen bir kahve içmek, bazen pencereden dışarı bakmak oldu. Ama en güzeli, o minicik suluboya setimi açıp birkaç fırça darbesi atmak oldu. O fırçayı elime aldığımda dünyadan kopuyordum sanki. Sanki zaman duruyordu, sadece renkler ve ben kalıyorduk.

Suluboya, benim için sadece bir hobi olmaktan çıktı. Bir terapiye dönüştü. O kısacık anlar, bana hem nefes aldırıyor hem de zihnimi dinlendiriyordu.

Bu yüzden diyorum ki, kendinize bir iyilik yapın. Biliyorum, "Zamanım yok" dersiniz. Bende de yoktu. Ama bakın, denedim ve oldu.

Temel Bilgiler: Suluboya'ya BaÅŸlarken A'dan Z'ye

Suluboya deyince gözünüz korkmasın hemen. Öyle büyük resimler, karmaşık teknikler düşünmeyin. Bizim amacımız önce ruhumuzu doyurmak, kendimize minik bir kaçış yolu yaratmak.

Ben de ilk başta "Aman Allah'ım, ne alacağım şimdi?" diye düşünmüştüm. Malzeme listesi uzar gider, bir sürü para harcarım zannetmiştim.

Ama aslında durum hiç de öyle değil. Başlamak için üç beş parça şeye ihtiyacınız var. Ve inanın, bunlar cebinizi yakmayacak şeyler.

Öyle profesyonel setlere, pahalı kağıtlara gerek yok. Amacımız ünlü bir ressam olmak değil, keyif almak. Ne olursa olsun elinizden çıkan her şey sizin eseriniz.

İhtiyacımız Olanlar: Az Ve Öz

İlk başta gidip her şeyi almanıza hiç gerek yok. Ben ilk setimi kırtasiyeden almıştım, öyle çok bilindik bir marka bile değildi.

Sonra baktım seviyorum, yavaş yavaş birkaç parça daha ekledim.

Size başlangıç için iş görecek, yormayacak bir liste hazırladım.

  • Suluboya seti: Kaliteli olmasına gerek yok. Öğrenci setleri bile harika iÅŸ görür. Ben 12'li bir setle baÅŸlamıştım. Fiyatı da uygun oluyor.
  • Suluboya kağıdı: Bu önemli. Normal A4 kağıdı suyu emer ve buruÅŸur. En az 200 gramlık, pürüzlü suluboya kağıtlarından alın. Küçük bir defter ÅŸeklinde olabilir.
  • Fırçalar: BaÅŸlangıç için 2-3 adet yeter. Kalın, orta ve ince uçlu birer fırça iÅŸinizi görür. Sentetik fırçalar yeni baÅŸlayanlar için idealdir. Ben bir tane düz uçlu, bir tane de sivri uçlu almıştım.
  • Su kabı: Eski bir yoÄŸurt kabı ya da kahve fincanı iÅŸinizi fazlasıyla görür. Temiz su için.
  • Peçete veya bez: Fırçalarınızı temizlemek, fazla suyu almak için. Ben genelde mutfak havlusu kullanıyorum.
  • Karıştırma paleti: Boyaların renklerini karıştırmak için. Seramik bir tabak, eski bir fayans parçası, hatta o plastik boya setlerinin kapağı bile olur.

Gördüğünüz gibi, öyle uzay bilimi gibi bir liste değil. Çoğu belki de evinizde olan şeyler.

Bu listeyi hazırlarken, ben ilk başladığımda hissettiğim o bocalama anlarını düşündüm. Ne alacağımı bilememiştim.

Hatta ilk defa suluboya kağıdı almaya gittiğimde satıcıya "Hani şu suyu emmeyen kağıtlardan var mı?" diye sormuştum, adam gülmüştü.

Şimdi o anlara gülüyorum. Ne kadar acemiymişim. Ama olsun, hepimiz öyle başlıyoruz değil mi?

Nasıl Yapılır: İlk Fırça Darbesi Ve Sonrası

Şimdi gelelim asıl konuya: "Peki Zeynep, nasıl başlayacağız şimdi?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Derin bir nefes alın. Kimse sizden Picasso olmanızı beklemiyor.

Bu süreç tamamen size ait. Sadece sizin için. O yüzden rahat olun, keyfini çıkarın.

Ben de ilk başladığımda içimdeki o "mükemmeliyetçi" sesle çok boğuşmuştum. Ama sonra anladım ki, bu bir performans değil. Bu bir rahatlama aracı.

Adım 1: Malzemeleri Hazırla Ve Ortamı Oluştur

Önce kendinize minicik de olsa bir alan yaratın. Mutfak masasının bir köşesi, balkondaki küçük bir sehpa... Neresi olursa olsun, sadece size ait olsun.

Ben genelde çocuklar uyuduktan sonra mutfak masasının bir ucunu kendime ayırıyorum. Onların oyuncaklarını bir kenara itip, kendi malzemelerimi diziyorum.

Malzemeleri elinizin altına yerleştirin. Su kabınızı doldurun, peçetelerinizi hazır edin. Bu hazırlık bile zihninizi rahatlatmaya başlar.

Kendinize bir fincan çay veya kahve yapın. Belki en sevdiğiniz müziği açın. Ortamın sakin ve huzurlu olması, sürece daha iyi adapte olmanızı sağlar.

Bazen ben küçük bir mum bile yakıyorum. O loş ışık, bana kendimi daha iyi hissettiriyor.

Adım 2: Renkleri Keşfet, Cesur Ol

Şimdi en eğlenceli kısım: renkler! Fırçanızı suya batırın, fazla suyunu peçeteye alın. Sonra boya setinizdeki bir rengin üzerine hafifçe dokundurun.

Gördünüz mü? Fırçada bir renk belirdi bile. İlk başta ne çizeceğinizi bilmenize gerek yok. Hatta hiçbir şey çizmek zorunda değilsiniz.

Sadece kağıdınıza farklı renklerden noktalar, çizgiler, minik bulutlar yapın. Renklerin suyla nasıl dans ettiğini gözlemleyin.

Benim ilk "eserim" tamamen karalamalardan ibaretti. Mor, mavi ve yeşilin kağıt üzerinde nasıl yayıldığına hayran kalmıştım.

Bir rengi paletinize alıp biraz su ekleyin. Rengin nasıl açıldığını görün. Bu, suluboyanın en güzel özelliklerinden biri: şeffaflığı.

Daha sonra başka bir rengi alıp, ilk rengin üzerine sürün. Renklerin birbirine karışımını izleyin. Ne olacağını kestiremiyorsanız bile, deneyin gitsin.

İnanın bana, bu keşif süreci bile insana inanılmaz iyi geliyor. Sanki çocukluğunuza geri dönmüş gibi hissediyorsunuz.

Adım 3: Temel Tekniklerle Tanış

Birkaç basit teknikle kendinizi daha iyi ifade edebilirsiniz. Merak etmeyin, öyle uzay bilimi gibi şeyler değil bunlar.

Islak üstüne ıslak: Fırçanızla kağıdın bir bölümünü ıslatın. Sonra ıslattığınız yere farklı bir renkle dokunun. Renklerin nasıl yayıldığını, birbirine karıştığını izleyin. Bu, bulutlar, gökyüzü veya soyut fonlar için harika bir teknik.

İlk denediğimde resmen büyülenmiştim. Sanki su, boyayı kendi istediği yere götürüyordu.

Islak üstüne kuru: Kuru bir kağıda fırçanızdaki boyayı sürün. Daha keskin çizgiler ve daha yoğun renkler elde edersiniz. Detaylar için ideal.

Ben genelde bir ağacın gövdesini veya bir çiçeğin sapını bu teknikle yapıyorum. Daha kontrol edilebilir oluyor.

Yıkama (Wash) tekniği: Geniş bir alana tek bir rengi eşit şekilde yaymak için kullanılır. Fırçanızı bol boya ve su ile yükleyin ve kağıdınızın üzerinde tek bir hareketle sürün. Bu, arka planlar için kullanılır.

Gökyüzü çizerken veya denizi yaparken bu tekniği kullanıyorum. Tek bir seferde büyük bir alanı boyayabilmek çok pratik.

Adım 4: Başlangıç Projeleri: Küçük Adımlar

Şimdi sıra geldi ne çizeceğimize. "Ben ne çizebilirim ki?" diye düşündüğün anları biliyorum. Ben de öyle hissederdim.

Ama unutmayın, amacımız mükemmeliyet değil. Keyif almak.

İşte size birkaç basit fikir, denemekten çekinmeyin:

  • Soyut renk geçiÅŸleri: Hiçbir ÅŸey düşünmeden sadece renkleri karıştırın. Kağıdın üzerinde dans etmelerine izin verin. Ortaya çıkan görüntü sizi ÅŸaşırtabilir. Bu, zihni en çok rahatlatan yöntemlerden biri.
  • Basit bir yaprak: Bir bitkinin yaprağına bakın. YeÅŸil tonlarını kullanın. Fırçanızla basit bir oval çizin, ortasına ince bir damar yapın. Çok kolaydır ve hemen bir "eserim var" dersiniz.
  • Minik daÄŸ manzarası: Kağıdınızın alt kısmına birkaç üçgen çizin. Üzerine gri ve mavi tonlarıyla daÄŸ görüntüsü verin. Gökyüzü için de açık mavi bir yıkama yapın. İlk denememde çıkan sonuç bile beni mutlu etmiÅŸti.
  • Basit meyve çizimleri: Bir elma veya portakal. Åžekilleri zaten yuvarlak. Kırmızı veya turuncu boya ile gölgeler ekleyerek derinlik katmaya çalışın. Gölgelerle oynamak, çizime boyut katmayı öğretir.
  • Rengarenk kalpler veya daireler: İstediÄŸiniz renklerle küçük kalpler veya daireler çizin. Tekrarlayan desenler, zihni sakinleÅŸtirir. Ben bazen rastgele noktalarla baÅŸlıyorum, sonra onları kalp ÅŸekline dönüştürüyorum.

Unutmayın, her fırça darbesi bir öğrenme ve keşfetme anıdır. Hata yapmaktan korkmayın. Suluboyanın güzelliği de bu biraz, hatalar bile güzelleşir.

Adım 5: Kurumayı Bekle Ve Keyfini Çıkar

Suluboya hızlı kurur. Boyadığınız kağıdı bir kenara koyun ve bırakın kendi kendine kurusun. Kuruduktan sonra renklerin nasıl değiştiğini, nasıl farklı tonlar aldığını gözlemleyin.

Bazen ben kurutma makinesinin en soğuk ayarıyla kurutuyorum, sabırsız biri olduğum için.

Çıkan sonuca bakın. Belki dünyanın en iyi resmi değil, ama sizin eseriniz. Sizin elinizden çıktı. O anki ruh halinizi, o anki enerjinizi yansıtıyor.

Bu küçük an, size ne kadar değerli olduğunuzu hatırlatır. Kendinize zaman ayırmanın, bir şeyler üretmenin hazzını yaşatır. Bu minicik kağıt parçası, sizin terapi seansınızın bir kanıtıdır.

Kalıcı Hale Getirmek Ve Sık Yapılan Hatalar

Peki bu suluboya terapini nasıl hayatının bir parçası yapacaksın? İlk heyecan geçince o set çekmecede unutulmaya mahkum olmasın, değil mi?

Biliyorum, bazen hayat o kadar hızlı akıyor ki, kendimize ayırdığımız o minik zamanlar bile lüks geliyor.

Benim de birçok kez setim öylece durdu, "Şimdi mi yapacağım?" dedim, erteledim. Ama sonra o boşluk hissi geri geldiğinde, yine fırçama sarıldım.

Küçük bir adım atmak, hiç adım atmamaktan iyidir. Mükemmel olmak zorunda değilsin, sadece başlamak zorundasın.

Zaman Yönetimi Ve Beklentiler

Hata 1: Kendine çok yüksek beklentiler koymak.

Daha ilk günden harika resimler yapmayı beklemeyin. O sosyal medyada gördüğünüz "mükemmel" çizimler için insanlar yıllarını veriyor. Bizim amacımız farklı.

Ben de ilk başta "Aaa bu ne biçim oldu?" diye çok söylenirdim. Sonra fark ettim ki, bu benim kendime yaptığım bir eziyet. Sakin ol Zeynep!

Çözüm: Günde 15 dakika kuralı.

Akşam çocuklar uyuduktan sonra veya sabah herkes uyanmadan önce sadece 15 dakika ayırın. Kronometre kurun gerekirse. 15 dakika sonra bırakın.

Bu 15 dakika, sizi bunaltmayacak kadar kısa ama bir şeyler yapmak için yeterince uzun. Birkaç fırça darbesi bile yorgunluğunu alır insanın.

Malzeme Ve Alan Düzeni

Hata 2: Malzemeleri toplayıp kaldırmaya üşenmek.

Malzemeler çekmecede, çantada, kutuda... Onları çıkarıp kurmak bile insana bir yük gibi gelebiliyor.

Benim de başıma geliyordu. Bazen malzemelerimi çıkarmaya üşendiğim için yapmaktan vazgeçiyordum.

Çözüm: Sabit bir yer ve kolay erişim.

Suluboya setinizi, fırçalarınızı ve kağıtlarınızı küçük bir kutuya koyun. Ve bu kutuyu her zaman kolay ulaşabileceğiniz bir yerde tutun.

Ben mutfak masasının altındaki çekmecede tutuyorum. Sadece çekmeceyi açıp alıyorum, saniyeler sürüyor.

Mükemmeliyetçilik Tuzağı

Hata 3: Her şeyi mükemmel yapmak istemek.

"Bu çizim çöp oldu", "Ben bunu asla beceremem" gibi cümleler kuruyor musun?

Benim iç sesim de hep öyle derdi. Sanki bir sergiye hazırlanıyormuşum gibi gerilirdim.

Çözüm: Hataları kucakla, deneysel ol.

Suluboyanın en güzel yanı, hataların bile kendine özgü bir güzelliği olması. Beklenmedik bir renk karışımı, suyun fazlalığıyla oluşan bir leke... Bunlar sizin eserinizin bir parçası.

Deneyler yapın. "Acaba bu renk bu renkle karışınca ne olur?" diye düşünün. Belki de en güzel eserleriniz "kazara" ortaya çıkar.

Ben bazen bilerek fazla su kullanıyorum. Bakalım ne olacak diye. Çok enteresan sonuçlar çıkıyor.

Sık Sorulan Sorular

Suluboya Gerçekten Terapi Etkisi Yaratır Mı?

Kesinlikle! Bilimsel çalışmalar da gösteriyor ki, yaratıcı aktiviteler stresi azaltıyor, zihni sakinleştiriyor ve ruh halini iyileştiriyor. Suluboyanın renkleri ve suyun akışkanlığı, zihninizi gündelik endişelerden uzaklaştırıp, o anki ana odaklanmanızı sağlıyor. Benim için küçük bir meditasyon gibi.

Hiç Yeteneğim Yok, Yine De Başlayabilir Miyim?

Yeteneğe değil, isteğe ihtiyacınız var. Suluboyanın en güzel yanı, size hiçbir kural dayatmamasıdır. Sadece renklerle oynamak, içinden geldiği gibi fırça darbeleri atmak bile yeterli. Benim de öyle aman aman bir yeteneğim yok, ama keyif alıyorum.

Suluboya Yapmak Çok Mu Pahalı?

Hayır, hiç de değil. Başlangıç seviyesi bir set ve birkaç kağıtla çok uygun maliyetli bir şekilde başlayabilirsiniz. Ben ilk setime 50-60 lira gibi bir şey vermiştim. Pahalı malzemeler sonraki aşamalara kalabilir, eğer gerçekten devam etmek isterseniz.

Çocuklar Varken Nasıl Zaman Ayıracağım?

Çocuklarla birlikte de yapabilirsiniz! Onlara da küçük bir suluboya seti alın, beraber karalamalar yapın. Ya da benim yaptığım gibi, onlar uyurken kendinize 15-20 dakikalık bir "kaçış" anı yaratın. Bazen pazar sabahı onlar çizgi film izlerken ben de onlarla masada boya yapıyorum.

Yaptığım Resimler Kötü Olursa Moralim Bozulmaz Mı?

İşte tam da bu yüzden "terapi" diyorum! Amacımız bir başyapıt yaratmak değil, süreçten keyif almak. Kötü olduğunu düşündüğünüz resimler bile sizin o anki ruh halinizi yansıtır. Her "kötü" resim, bir sonraki denemeniz için bir derstir. Hatta ben bazen komik olanları çerçeveleyip duvara asıyorum, hatırlatıcı olsun diye.

Bu Ne Kadar Sürer?

Bu tamamen size bağlı. Bazen sadece 5 dakika boyunca birkaç renk karıştırıp bırakırım. Bazen 45 dakika boyunca bir şeyler çizmeye çalışırım. Ortalama olarak, kendinize yarım saat ayırmak hem keyifli hem de yorucu olmayan bir süre. İlk haftalar her gün yapmaya çalışırdım, şimdi haftada 2-3 gün yapabiliyorum.

Bu Sadece Kadınlar Için Mi Geçerli, Erkekler De Yapabilir Mi?

Elbette ki herkes için geçerli! Stres ve yorgunluk cinsiyet tanımıyor. Kendine vakit ayırmak, zihnini dinlendirmek isteyen herkes suluboya yapabilir. Eşim de geçenlerde denemek istediğini söyledi, beraber oturup çocuklar için bir şeyler karaladık.

Sonuç

Gördüğünüz gibi, suluboya yapmak öyle ulaşılmaz bir şey değil. Hayatın koşturmacası içinde kendimize ayırdığımız küçücük bir nefes alanı aslında.

O fırça darbesiyle birlikte, içimizdeki çocuğu serbest bırakıyoruz sanki. Hatalarımızla barışıyor, kendimize biraz daha iyi davranmayı öğreniyoruz.

Sizden ricam, bu makaleyi okuduktan sonra gidip hemen bir set almanız değil. Sadece o "Acaba ben de yapabilir miyim?" sorusunu kendinize sormanız.

Ve eğer cevabınız "evet" ise, küçük bir adımla başlayın. Bir iki parça malzeme alın. Belki de hayatınızın en güzel terapisi, o ilk fırça darbesinde gizlidir. Hadi durma, dene bir! 👋

Zeynep Åžahin
Yazan

Zeynep Åžahin

İstanbul'da yaşayan iki çocuk annesi. 2018'den beri evde hobi projeleri yapıyorum ve öğrendiklerimi burada paylaşıyorum. Karton, keçe, ahşap - elime ne geçerse bir şeyler üretmeye çalışırım. Çocuklarım en büyük ilham kaynağım.