Başlangıç Rehberleri

Bitki Koleksiyonculuğuna Giriş: Bakımı En Kolay İç Mekan Bitkileri

Bitki Koleksiyonculuğuna Giriş: Bakımı En Kolay İç Mekan Bitkileri

Bitki Koleksiyonculuğuna Giriş: Bakımı En Kolay İç Mekan Bitkileri

Sabah oluyor, kahvaltı telaşı, çocukları okula hazırlama koşturmacası... Derken bir bakıyorum, köşedeki devetabanı çiçeğim küsmüş bana. Yaprakları aşağı düşmüş, sanki "Zeynep, beni unuttun!" der gibi. Tanıdık geldi mi bu sahne? O yorgunluğu, o unutkanlığı bilirsin değil mi? Ben de bilirim. Hem de çok iyi.

İki çocukla evde hobilerime vakit ayırmak bile bazen imkansız gibi geliyor. Ama bir süredir hayatıma kattığım bitkiler, bu koşturmacanın içinde bana küçücük bir kaçış noktası oldu. İşte bu yüzden bugün size, benim gibi yoğun ama yine de yeşili evine katmak isteyenler için bakımı en kolay iç mekan bitkilerinden bahsedeceğim.

Hiç endişelenmeyin, botanikçi olmanıza gerek yok. Ben bile oldum olası bitkilere "yaşayan bir dekor" gözüyle bakardım. Ama doğru seçimlerle ve birkaç küçük ipucuyla, sizin de eviniz bir anda daha canlı, daha ferah bir yere dönüşebilir. Emin olun, o ilk yeni filizi gördüğünüzde hissedeceğiniz sevinç paha biçilmez olacak!

Neden Bu Önemli

Bir evde hayat varsa, o evin köşesinde mutlaka bir bitki vardır derler. Benim için bitkiler sadece dekorasyon değil, aynı zamanda bir nefes, bir terapi gibi. Hele o minik filizleri görünce içimde bir umut ışığı yanıyor resmen. Sanki "Her şeye rağmen hayat devam ediyor" diyorlar fısıltıyla.

İki çocuk, bir ev, bir de HobiRehber... Hayat koşturmacasında kendime vakit ayırmak lüks gibi geliyor çoğu zaman. Ama bitkilere bakmak, onlarla ilgilenmek bana ait küçük bir ritüel. Günde sadece 5-10 dakika ayırsam bile, o bana kafa dinleme molası oluyor. Toprağı kontrol etmek, sararmış bir yaprağı temizlemek, içimi bir rahatlatıyor.

Üstelik sadece ruhumuza iyi gelmiyorlar. Bilimsel olarak da kanıtlanmış bir sürü faydası var. Mesela evimizin havasını temizliyorlar, içimizdeki stresi azaltıyorlar. Geçenlerde okumuştum, bir araştırma göstermiş ki bitkili ortamlarda insanlar kendilerini daha mutlu hissediyormuş. Kulağa saçma gelebilir ama o yeşilin verdiği huzuru başka hiçbir şeyde bulamıyorum ben bazen.

Benim ilk bitkim, eşimin doğum günümde aldığı küçük bir sukulentti. İtiraf edeyim, ilk başta "Bunu da mı yaşatamayacağım?" diye düşündüm. Ne kadar suya ihtiyacı var, güneş görecek mi? Kafamda bir sürü soru işareti. Ama sonra baktım ki o küçük şey hiç nazlanmıyor. Az suyla, az ilgiyle bile yaşıyor. O gün bugündür evimde bir bitki ordusu var diyebilirim. Belki abarttım, ama epey biriktirdim.

Yeni Başlayanlar İçin Bitki Bakımı Temelleri: Hangi Bitki Bana Uygun?

Bitki dünyasına adım atmak göz korkutucu görünebilir, biliyorum. Benim için de öyleydi. Hangi bitkiyi seçeceğim, ne kadar sulayacağım, ışık yeterli mi? Bir sürü soru. Ama işin özü çok basit aslında. Her bitkinin kendine göre bir tercihi var, aynen bizim gibi.

Önemli olan, evinizdeki koşulları iyi tanımak ve buna uygun bitkileri seçmek. Yani sabah kahvesini pencere kenarında güneşlenerek mi içiyorsunuz yoksa evin en karanlık köşesinde kitap okumayı mı seversiniz? Bitkiler de öyle.

Işık İhtiyacı: Evimin Hangi Köşesi Kime Yarar?

Bir bitkinin yaşayıp yaşamayacağını en çok etkileyen şey ışık bence. Benim evim bol ışık alıyor ama her odanın ışığı aynı değil. Siz de evinizin farklı köşelerini gözünüzde canlandırın.

Doğrudan Güneş Işığı Sevenler - Bu bitkiler doğrudan pencere kenarında, hatta bazen öğle güneşinde bile mutlu olurlar. Benim gibi güneşi seven, bronzlaşmaya bayılan tipler gibi düşünebilirsiniz bunları. Genelde sukulentler ve kaktüsler bu kategoriye girer. Eğer güneye bakan bir pencereniz varsa, harika bir yer olur onlar için. Dolaylı Işık Sevenler - İşte bu kısım evdeki çoğu iç mekan bitkisi için geçerli. Onlar doğrudan güneşe maruz kalmak istemezler ama aydınlık bir ortam ararlar. Pencereye birkaç metre uzaklıkta bir yer veya tül perdenin arkası onlar için idealdir. Bizim pencere kenarımızda duran Pothos ve Barış Çiçeği bunlardan. Çok güçlü güneşe maruz kaldıklarında yaprakları yanabilir, solabilir. Az Işıkta da Yaşayanlar - Karanlık ve loş yerlerde bile hayatta kalabilen, hatta mutlu olan bitkiler de var. Salonunuzun biraz daha iç kısımları, antre gibi yerler onlar için uygun olabilir. Paşa Kılıcı ve ZZ bitkisi gibi bitkiler bu duruma çok iyi örnek. Onlar tam bir kurtarıcı! Ben bile bazen gözümden kaçan bir köşeye bir bitki koyduğumda hiç ummadığım kadar büyüdüğünü görüyorum.

Su İhtiyacı: Kurumuş Toprak Mı, Nemli Toprak Mı?

Işıktan sonra en çok kafa karıştıran konu su. Ben de ilk başlarda "Aman kurumuş olmasın" diye sürekli sular, sonra bir bakardım bitkinin dibi çürümüş. Tecrübeyle sabit: Fazla su, az sudan daha kötü!

Az Su Sevenler - Bu bitkiler toprağının tamamen kurumasını bekler. Hatta bazen birkaç hafta sulamasanız bile sorun olmaz. Sukulentler, kaktüsler ve ZZ bitkisi gibi türler bu kategoriye giriyor. Eğer benim gibi "sulamayı unuturum" diyenlerdenseniz, bu bitkiler tam size göre. Haftada bir parmağınızı toprağa sokun, eğer kuruysa o zaman sulayın. Orta Derecede Su Sevenler - Bu bitkiler toprağının üst tabakasının kurumasını severler ama tamamen kupkuru kalmaktan hoşlanmazlar. Genellikle haftada bir veya on günde bir sulama yeterli olur. Pothos, Kurdele Bitkisi ve Paşa Kılıcı gibi bitkiler bu grup içinde. Ben genelde Pazartesi günlerini bitki sulama günü yaparım. Böylece unutmamış olurum. Çok Su Sevenler - Çok az iç mekan bitkisi sürekli nemli toprak ister. Bunlar genellikle tropikal bitkilerdir ve bizim ev ortamımızda nadiren bulunurlar. Ama eğer bir Barış Çiçeğiniz varsa, onun toprağını biraz daha nemli tutmanız gerekebilir. Eğer toprağa dokunduğunuzda hafifçe nemliyse ama parmağınıza çamur gelmiyorsa doğru yoldasınız demektir.

Nem Ve Sıcaklık: İstanbul Havasına Uygun Mu?

İstanbul'un havası biraz garip olabilir, biliyorum. Yazın nemli, kışın kuru ve rüzgarlı. Bitkiler de bizim gibi bu değişikliklerden etkileniyor.

Çoğu iç mekan bitkisi için oda sıcaklığı (18-24°C arası) idealdir. Ani sıcaklık değişimleri veya hava akımı bitkilere iyi gelmez. Peteklerin üstü veya klimanın doğrudan karşısı gibi yerlerden uzak tutmak iyi bir fikir. Benim salondaki Barış Çiçeğim kışın kalorifer peteğine yakın durunca yaprakları kurumuştu. Hemen yerini değiştirdim.

Nem konusunda ise, çoğu bitki biraz nemli ortamı sever. Kışın kaloriferler yanınca evdeki nem düşer. Bu durumda bitkilerinizin yapraklarına ara sıra fısfıslayarak nem verebilirsiniz. Ya da banyoda bir bitki yetiştirebilirsiniz, oradaki nem onlar için harika olur! Hatta ben çocukların banyo küvetini doldururken bazen bitkilerimi banyoya koyarım, buharı alsınlar diye.

Bakımı En Kolay İç Mekan Bitkileri: Benim Favorilerim!

Şimdi gelelim asıl konuya: Benim HobiRehber'deki takipçilerimden en çok talep gören, benim de bakıp mutlu olduğum, sizi asla yarı yolda bırakmayacak bitkilere! Bu liste, "Bitki bakımı benden sorulur" demeyenler için. Yani benim için.

1. Paşa Kılıcı (sansevieria Trifasciata)

Nam-ı diğer "kaynana dili". İsmi biraz komik ama kendisi tam bir kurtarıcı. Benim evdeki ilk bitkilerden biri. Hatta o kadar kolay ki, anneme bile hediye ettim. Annem "Ben bitki bakamam Zeynep" derdi, şimdi onun evinde de büyüyor.

Bu bitkiyi öldürmek neredeyse imkansız. Az ışıkta da yaşar, arada unutsanız da susuzluğa dayanır. Ben üç hafta hiç sulamadığım bile oldu, tık demedi. Tek istediği şey, fazla su vermemeniz. Toprağı iyice kuruyana kadar bekleyin. Bir de arada yapraklarını nemli bezle silin ki fotosentez yapsın. Görüntüsü de modern ve şık bence. Evimin antresinde, o loş köşede harika duruyor.

2. Zümrüt Dalgası (zamioculcas Zamiifolia - Zz Bitkisi)

Bu bitkiyi ilk gördüğümde o kadar havalı gelmişti ki gözüme, kesin bakımı zordur diye düşünmüştüm. Oysa tam tersi! ZZ bitkisi de Paşa Kılıcı gibi "beni unut gitsin" diyen cinsten. Benim ofis köşemde duruyor, bazen haftalarca aklıma gelmiyor.

Parlak, koyu yeşil yaprakları var ve çok az suya ihtiyaç duyar. Toprağının iyice kuruması şart, hatta sulamayı unutsanız bile bitki alttaki yumrularında su depoladığı için size kırılmaz. Güneş görmeyen bir yerde bile yaşayabilir, bu yüzden salonunuzun en arkasındaki köşeye bile koyabilirsiniz. Eğer benim gibi "bitkilerle aşk yaşamayı" abartmak istemiyorsanız, ZZ bitkisi size göre.

3. Pothos (epipremnum Aureum)

Pothos, benim evdeki favorilerimden biri. O kadar bereketli ki! Askılı saksıda sarkıtın, raftan aşağı doğru büyütün, nereye koysanız orayı güzelleştirir. Yeşil ve sarı alacalı yapraklarıyla çok canlı duruyor.

Bakımı da çok kolay. Dolaylı ışığı sever, yani doğrudan güneş görmeyen aydınlık bir yer bulsanız yeter. Toprağının üst kısmı kuruduğunda sulamanız yeterli. Benim salonumdaki pencerenin kenarında, ama güneşi direkt almıyor. O kadar çabuk büyüyor ki, bazen kesip sudan köklendirip yeni bitkiler yapıyorum. Çocuklarla da eğlenceli bir aktivite oluyor bu köklendirme işi. Küçük cam şişelere koyup köklerini izliyoruz.

4. Kurdele Bitkisi (chlorophytum Comosum)

Hani şu kenarlarından minik "bebek" bitkiler sarkıtan şirin bitki var ya, işte o! Benim mutfak penceresinin önünde duruyor. Sabah güneşini sever ama öğle güneşinden korumak lazım.

Kurdele bitkisi de bakımı kolay olanlardan. Toprağı kurudukça sulamanız yeterli. En sevdiğim yanı ise o küçük yavrularından kolayca çoğaltılabilmesi. O yavruları kesip suya koyduğunuzda hemen kökleniyorlar. Geçen gün kızım okul arkadaşına hediye etmek için kendi yetiştirdiği bir tanesini götürdü. Hem bütçe dostu, hem de çok cömert bir bitki. Havası da temizlediği söyleniyor, ne kadar doğru bilemem ama içeride bir ferahlık veriyor.

5. Barış Çiçeği (spathiphyllum)

Barış çiçeği, zarif beyaz çiçekleriyle evlere şıklık katıyor. Üstelik o kadar nazik göründüğüne bakmayın, gayet dayanıklı bir bitki. Benim yatak odamda duruyor, o kadar huzurlu bir hava katıyor ki odaya.

Bu bitkinin en büyük avantajı, size ne zaman suya ihtiyacı olduğunu söylemesi. Eğer yaprakları hafifçe aşağı doğru eğiliyorsa, "Zeynep, susadım!" diyor demektir. Hemen suladığınızda yarım saat içinde kendine gelir, sanki hiçbir şey olmamış gibi dikleşir. Dolaylı ışığı sever, direkt güneş ona zarar verir. Benim evde en çok nazlanan bitkim bu aslında, neme biraz düşkün ama o bembeyaz çiçekleri için değer bence.

6. Dua Çiçeği (maranta Leuconeura)

Dua çiçeği adını, akşamları yapraklarını yukarı doğru katlayıp dua eder gibi durmasından alıyor. Sabahları tekrar açıyorlar. Bu hareketini izlemek inanılmaz keyifli. Geçenlerde ilk defa fark ettim, çocuklarım bile şaşırdı "Anne, çiçeğin uyuyor!" diye.

Bu bitki biraz daha nemli ortamları sever ama yine de bakımı çok zor değil. Aydınlık ama direkt güneş almayan yerlerde mutlu olur. Toprağının sürekli nemli kalmasına dikkat etmek önemli. Yaprakları çok güzel desenli, tam bir sanat eseri gibi. Benim salonumdaki sehpanın üzerinde duruyor, gelen herkesin dikkatini çekiyor.

7. Para Ağacı (crassula Ovata)

Para ağacı, sukulent ailesinden bir bitki. Kalın, etli yaprakları var ve bonsai gibi küçük bir ağaç görünümüne sahip. Geleneksel olarak şans ve zenginlik getirdiğine inanılır. Bende de olsun dedim, belki işe yarar. :)

Bakımı tıpkı diğer sukulentler gibi kolay. Bol ışık sever ama direkt öğle güneşinden korumak iyi olur. Toprağının tamamen kurumasını bekleyip öyle sulayın. Uzun süre susuzluğa dayanabilir. Hızlı büyümeyen, sabırlı bir bitki. Eğer bitkilerle aranız çok iyi değilse ama "ben de bitki yetiştireceğim" diye kararlıysanız, bu bitkiyle başlayabilirsiniz. Çocuklarımın odasında minik bir tane var, kendileri bakıyorlar ve çok eğleniyorlar.

Bitki Koleksiyonculuğunu Sürdürülebilir Hale Getirmek Ve Sık Yapılan Hatalar

Bitki bakımı, tıpkı ebeveynlik gibi, bir öğrenme süreci. Başlarda hatalar yapacaksınız, bazı bitkileriniz küsecek, belki hatta veda edecek. Ama önemli olan yılmamak. Ben de defalarca bitki öldürdüm, itiraf ediyorum. "Bu sefer oldu" diye sevinirken bir baktım, yapraklar sararmış.

Unutmayın, her ölen bitki, bir sonraki için öğrenilmiş bir ders demektir. Önemli olan denemeye devam etmek.

Bitki Bakımında Yaptığım Hatalar (ve Siz Yapmayın Diye Anlatıyorum)

Benim de birçok bitkim oldu, bazıları çok iyi gitti, bazıları ise maalesef benim yüzümden gitti. İşte benim en sık yaptığım hatalar, umarım siz yapmazsınız:

Aşırı Sulama Kabusu - En büyük hata bu! "Aman susuz kalmasın" diye sürekli sulamak. İlk Paşa Kılıcımı bu yüzden kaybettim. Bitkiler köklerinden nefes alır, toprak sürekli ıslak kaldığında kökleri çürür. Benim gibi hevesliyseniz, parmağınızı toprağa sokma alışkanlığı edinin. Islak mı? Sulamayın. Kuru mu? O zaman sulayın. Çok basit aslında. Işık Yanılgısı - Her bitkinin aynı ışık ihtiyacı olduğunu sanmak. Benim evim aydınlık ama direkt güneş alan yerle, sadece gün ışığı alan yer aynı değil. Ben de bazen bitkileri gözüme güzel geldiği yere koyar, sonra bakar, bitki sararıyor. Oysa o bitki az ışık istiyordur ya da tam tersi, daha çok ışık. Bitkinizin hangi ışığı sevdiğini öğrenin ve ona göre yerleştirin. Ani Yer Değişiklikleri - Bitkiler de rutini sever. Bir bitkiyi bir yerden alıp başka bir yere koymak, hele de ışık ve sıcaklık farkı varsa, ona şok etkisi yapabilir. Benim yatak odasındaki Barış Çiçeğini balkona çıkarmıştım bir hevesle, sonra geri getirdim. Bir hafta kendine gelemedi. Bitkiler yeni bir ortama alışmak için zamana ihtiyaç duyar. Saksı Seçimi - Bazen sırf estetik olsun diye küçük saksılara bitki dikiyoruz. Ya da drenaj deliği olmayan bir saksı seçiyoruz. Saksının altında delik olması çok önemli, fazla suyun akıp gitmesi lazım. Yoksa yine kök çürümesi kaçınılmaz olur. Ayrıca bitkiniz büyüdükçe ona uygun daha büyük bir saksıya geçmek de büyümesini destekler.

Yeni Bir Bitkiyi Evime Getirirken Nelere Dikkat Etmeli?

Pazardan ya da bir çiçekçiden yeni bir bitki aldığımızda hemen diğer bitkilerin yanına koymak bazen iyi olmayabilir.

Kontrol Et - Yeni aldığınız bitkinin yapraklarını ve toprağını iyice kontrol edin. Herhangi bir böcek veya hastalık belirtisi var mı? Eğer varsa, o bitkiyi diğerlerinden bir süre uzak tutun ki onlara da bulaşmasın. Ben ilk aldığımda mutlaka gözden geçiririm. Alıştırma Süreci - Yeni bitkinizi hemen evin en güneşli yerine ya da en karanlık köşesine atmayın. Yeni ortamına yavaş yavaş alışmasına izin verin. Genelde biraz gölgeli bir yerde bir hafta kadar bekletmek iyi gelir.

* Doğru Saksı ve Toprak - Bitkiyi eve getirir getirmez saksı değiştirmek zorunda değilsiniz. Ama eğer saksısı çok küçükse veya toprağı kalitesiz görünüyorsa, birkaç gün içinde daha uygun bir saksıya ve iyi drenajlı bir bitki toprağına geçirebilirsiniz. Saksı değişimi için en uygun zaman ilkbahar aylarıdır.

Sık Sorulan Sorular

Bitkilerimi Ne Sıklıkla Sulamalıyım?

Bu, bitkinin türüne ve evinizin nem oranına göre değişir. Genel kural, parmağınızı toprağa 2-3 cm kadar sokup nemli olup olmadığını kontrol etmektir. Eğer toprak kuruysa sulayın, nemliyse bekleyin. Unutmayın, fazla su çoğu zaman az sudan daha zararlıdır.

Evcil Hayvanlar Için Zehirli Olmayan Bitkiler Var Mı?

Evet, var! Benim de kedim olduğu için bu konuya özellikle dikkat ediyorum. Pothos, Paşa Kılıcı gibi bazı popüler bitkiler maalesef zehirli olabilir. Kurdele bitkisi, Dua çiçeği, Para ağacı ve Areka palmiyesi gibi bitkiler evcil hayvan dostudur. Ancak yine de her zaman temkinli olmakta fayda var.

Bitkilerimin Yaprakları Neden Sararıyor Veya Kahverengileşiyor?

Yaprak sararması genellikle fazla sulamadan veya besin eksikliğinden kaynaklanır. Kahverengi uçlar ise genelde düşük nemden veya az sulamadan olur. Işık eksikliği de bitki yapraklarının soluklaşmasına yol açabilir. Bitkinizin durumunu gözlemleyerek sorunun kaynağını bulmaya çalışın.

Bitki Toprağını Ne Zaman Değiştirmeliyim?

Bitkinizin saksısını genellikle 1-2 yılda bir değiştirmeniz iyi olur. Eğer bitkinizin kökleri saksının altından çıkmaya başlamışsa, büyümesi durmuşsa veya toprağı çok sıkışmışsa, bu bir işaret olabilir. İlkbahar ayları saksı değişimi için en uygun zamandır.

Bitkilerime Gübre Vermek Şart Mı?

Şart değil ama bitkinizin daha sağlıklı ve gür büyümesine yardımcı olur. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, yani bitkinin aktif büyüme döneminde, ayda bir kez sulama suyuna karıştırarak sıvı gübre verebilirsiniz. Kışın bitkiler dinlenmeye geçtiği için gübrelemeyi bırakın.

Tatile Giderken Bitkilerime Kim Bakacak?

Bu benim de başıma geldi! Kısa bir tatilse, bitkilerinizi banyoya veya lavaboya koyup dibine su dolu bir kap yerleştirebilirsiniz, bu su buharlaşarak nem sağlar. Uzun tatiller için ise otomatik sulama aparatları veya komşunuzdan yardım istemek en iyisi. Benim bir komşum var, o yardımcı oluyor sağ olsun.

Sonuç

Gördünüz mü, iç mekan bitkileriyle dolu bir eve sahip olmak hiç de zor değilmiş. Hatta aksine, bu koşturmacanın içinde insana ilaç gibi gelen, küçücük bir nefes alma alanı yaratıyor. Benim için HobiRehber'deki en güzel köşelerden biri oldu bu bitkiler.

Unutmayın, herkes bir bitki katili olabilir. Önemli olan denemekten vazgeçmemek, gözlemlemek ve bitkinizi tanımaya çalışmak. Her bitki size küçük ipuçları verir, yeter ki siz onu dinlemeyi öğrenin. Hadi bakalım, siz de bir yerden başlayın. Belki minik bir Paşa Kılıcıyla, belki rengarenk bir Pothos'la. İnanın bana, o ilk yeni filizi gördüğünüzde tüm yorgunluğunuz uçup gidecek. ❤️

Zeynep Şahin
Yazan

Zeynep Şahin

İstanbul'da yaşayan iki çocuk annesi. 2018'den beri evde hobi projeleri yapıyorum ve öğrendiklerimi burada paylaşıyorum. Karton, keçe, ahşap - elime ne geçerse bir şeyler üretmeye çalışırım. Çocuklarım en büyük ilham kaynağım.